31 Ara 2009

Nane Şekeri Tatile ......

Gönderen Nane Şekeri zaman: Perşembe, Aralık 31, 2009 3 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Evet bir yılı daha eskitmenin haklı gururunu taşıyorum şu an. Hazırladınız mı 2010 listenizi.
Ben hazırlamadım. Şimdi hazırlıyorum.
1-Hollandaca işini artık bir zahmet bu sene hallet.
2-Artık yerleşik düzene geç(elim lütfen).
3-Sağlıklı bir hayat tarzı benimse diyet yap spora yazıl vücudu hafiflet.
4-Gezebildiğin kadar gez görebildiğin kadar yer gör yeni insanlar tanı.
5-Korkularının önüne geç onların seni sollayıp geçmelerine izin verme.
6-Sevdiklerimle daha çok zaman*kaliteli zaman* geçireyim.
7-Bahaneleri topla direkt çöpe at
8-Bakımlı olalım mutlu olalım.
9-Milli Piyango bana çıksın :)
10-Bloğa daha çok ilgi göster

Nane Şekeri 1 Ocak ta İstanbulda olucak ailesi ile sevdikleri ile dostaları ile olmak için.
Size güzel bir yıl diliyorum.

Sevgiler

glitter-graphics.com

14 Kas 2009

Sobe....!!!

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cumartesi, Kasım 14, 2009 2 yorum Bu yayına verilen bağlantılar


Sevgili Nazlı sobelemiş beni.

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap ve kısaca konusu:

Şu anda Martha Stewart ın Encyclopedia of Crafts adlı elişleri ile ilgili kitabını okuyorum.Geçekten ansiklopedi. İçinde el işlerinden,cam boyamaya, küpe yapımı aklınıza ne gelirse var.
Scrapbooking için aldım.Fikir vermesi bazı teknikleri görmek açısından ciddi güzel bir eser.
Taktir edersiniz konu bu: :" el işleri".
Ondan önce Vehbi Koç adlı 2 kitabı bitirdim. 2 kitapta Can Dündar tarafından kaleme alınmış arşivlerden çıkartılmış resim ve bizzat Vehbi Koç'un kaleme aldığı notlar mektupları içeriyor.
Bir devi tanımak için gerçekten güzel bir kitap.
Simyacı'yı ingizce versiyonunu arkadaşımdan ödünç almıştım onu Perşembe günü bitirdim

2.En son aldığınız kitap:

Roman anlamında en son Haziran'da İstanbul dan Elif Şafak'ın Aşk adlı romanını aldım.Bu tamı tamına 6 ay önce olduğu için sayılmaz. Dün en son 'making mechanical books' ve
' Making books' isimli 2 kitabı Amazon dan ısmarladım.

3.Şimdiye kadar aldığınız kitaplar arasında en sevdiğiniz:

Seçim yapmak gerçekten güç.
Bridget Jones 'u beni her okuduğumda güldürebildiği için,
Yasemin Soysal'ın Şişmansanız Sebebi var beni motive ettiği için
İsmail Cem'in hayatının anlatıldığı Can Dündar imzalı 'Ben öyle veda etmeliğim' bende gerçekten iz bırakan beni gururlandıran milliyetçilik duygularımı tatmin açısından sevdiğimi söyliyebilirim.

4.Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de illallah dedirten kitaplar:

Orhan Pamuk ' Kar ' rekorum 2 sayfaydı.


5. Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap:

İstanbul'dan Kiyokim geliyor. Bu ne demek :) Elif Şafak, Aylin Kulin demek :)

Bu mim için üç kişi seçmek gerekiyormuş. Aslında çoğu insanın bundan hoşlanmadığını biliyorum. O yüzden açıkça sayfasında belirtmedikleri için :
Kiyoki'mi Sarıkız'ımı ve adaşım Pınar BK yı mimliyorum.








3 Kas 2009

Sessizliğim tamamen teknik nedenlerden...

Gönderen Nane Şekeri zaman: Salı, Kasım 03, 2009 5 yorum Bu yayına verilen bağlantılar



Gerçekten sessizliğim bu sefer teknik sebeblerden kaynakladı. Fotoraf makinamın şarjını kaybettim. Daha doğrusu kaybolmasın diye sakladım. Bir çekmeceye koyduğumu hatırlıyorum ama hangisi. Sonunda arkadaşım söylenmelerime dayanamıyarak kendi fotoraf makinesine ait şarjı getirdi. Ve bu akşam makinemi şarj edip resimlerime kavuştum. Ayrıca kendi şarjımıda buldum. Takıntılıyımdır uyayamam bulmam lazım :)
İlk etapta Scrapbooking çalışmamı eklemek istiyorum.Daha öğrenilecek,tekrar tekrar yapılacak,deneyim kazanılacak çok şey var. Ama beni cidden rahatlatıyor hoşuma gidiyor.

İşte Kiyokim için hazırladığım Broşür şeklindeki scrapbooking çalışmam.
Resimleri en küçük boyda evdeki yazıcımda bastırdım. Fena olmadı ama şu mürekkep meselesi beni cidden geriyor.

Damga tekniğimi ilerlettiğimi bu işe kıvırdığımı düşünüyorum.

18 Eki 2009

Haftasonu etkinlikleri

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazar, Ekim 18, 2009 3 yorum Bu yayına verilen bağlantılar



Eşim yıllar öncesi bitirmesi gereken tezini hazırlamaya başladı haftasonlarını evde geçirmeye başladık. Yada ben yanlız takılmaya başladım olarak değerlendirebiliriz olayı. Geçen hafta şehirde dolaşıp alışveriş yaptım. Bu hafta hava kötü idi bende evdeydim. Annem ağır bir grip geçiriyor ona moral olsun diye kart yaptım.
Türkçelerini inanın bilemiyorum ama harfleri (Damga) stamping yöntemi ile bastım.Ardından embossing powder kullanarak heat tool ile ısıtarak " Geçmiş olsun" yazısını altın kabartma şekline getirdim.Yanına kırmızı pembe kağıda Cuttlebug'ımı kullarak with love yazısını kabartmalı bastım. Yapışkanlı ince bir kurdele ile çerçeveye tutturdum.Kurdele motifli gelgeç (Punch) ile gördüğünüz motifi yaptım.Uğur Böceği hazırdı sadece yapıştırdım.

Bir diğer kartımıda yeni ameliyat olan Tubime hazırladım.


Renkli kartonu görüldüğü şekilde katlayarak, içine Motifi bastım(damga ile) yine emboss kullanarak belirginleştirdim. Kapak kısmı desenli karton ile kaplayıp.Hollandaca Geçmiş olsun damgasını bastığım kağıdı desenli kağıda yapıstırdım.Kağıttan çiçeğime küçük parlak taş yapıştırıp süsledim kartım kenarına glue dot ile tutturdum. Pembe kurdelayı kesip kartın etrafına geçirip kenarda bağladım.
Umarım cırcır böceğim biran önce sağlına kavuşur.

Birde boncuğuma Cadılar günüiçin Pop*up kart yaptım. Salı günü postalayacağım.


İlk denemelerim bunlar ama Youtube kitaplar elimden düşmüyor. Bakalım kıvırıcam gibime geliyor.

16 Eki 2009

Oylesine....

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cuma, Ekim 16, 2009 2 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Bu aralar icimde bir heyecan var hayirlara gitsin. Oyle sikici sevimsiz bir heyecan degil. Coskulu,beklentili bir heyecan. Ev almak istiyoruz. Piyasa belli evimizi satmak istiyoruz ilanimizi verdik bir allahin kulu aramadi. Esim hergun sikintili bir ses tonu ile ‘tek bir kisi aramadi’diye soyleniyor. Ama ben hala umutluyum. Nasil olmam hayallerimizin evi o. Tek basina, buyuk bir mutfagi bizim mutfagimiz gibi salonumun icinde degil kapisi bile var. Ne hayaller kuruyorum evi alinca o mutfagi yaptirmak icin. Cam kenarina bank koyup guzel bir kose yapmak icin sabirsizlaniyorum. Hep “kismetse” diyorum ama bir yandan “kismet olsun lutfen” diyorum. Cevremde beni sevenlere dua edin olsun bu is diyorum. Elma agaclari kucuk kuyusu dort bir yanini ceviren bahce ile ne hayallerim var. Bu sefer laleler dikecegim hatta evin girisindeki kemere mis kokulu hanimelilerden dikmek istiyorum. Begendigimiz evin garaji var. Esim ne cok istiyor o da hevesleniyor. Benim kadar coskuya kapilmiyor ama hevesleniyor istiyor icin icin. Ben ne zaman ‘Kalalim bu evde yapalim icini’dedikce. Bekleyelim belki satilir diyor. Bu evin bir ufak odasi var evin eski hanimi burayi hobi odasi diye yapmis. Ozeniyorum ‘Eflatun lila boyariz dimi”diyorum esime guluyor. ‘Sen nasil istersen, orasi senin odan olacak’diyor. Nasil zevkleniyorum sormayin. Beni taniyan bilir benim Eflatun Leylak renkli Laura Ashley reklamindaki oda hayalimi. Hayal tabi adi ustunde gercek degil ama benim icimi isitiyor. Keyiflendiriyor. Uzaklasiyorum o sikici hayattan.Evi almak degil sadece birde icini yaptirmak var.Ev ‘80 lerden biraz zorlayin kendinizi hatirlayin o zamanlari. O gun bugundur eve civi cakilmamis. Bu ne demek ?! Tadilat usta demek. Kaniniz cekildi degil mi? Ben 2 yilda banyosu tamamlanmis bir insanim ama hala umutluyum,hevesliyim.Yilmadim hala hayal kurabiliyorum.Evime tek aldigim esya Ikea dan 2 adet cekmeceli dolap.Bu mudur ?1! Budur? Yatak odam bile esimin eski yatak odasi takimini kullaniyoruz. Ben hicbir zaman gocebe hayat biciminden hoslanmadim.Kamp bile yapmak istemedim hala da yapmak istediklerim listemde yer almaz.Bu kadar on yargiliyim yani. Ben kendime bir yuva diyebilecegim bir yer istiyorum. Bu evde kalacaksak kalalim ama yuva yapalim. Bu karmasa beni acayip gerdi.Yuva kendini yuvandayim diye hissettigin yerdedir, Biliyorum ama kalbim bagiriyor mantigima beynime ragmen veto ediyor. Ben bu ev isi olsun istiyorum. Dualarinizi eksik etmeyin lutfen.
Herkese guzel bir haftasonu diliyorum.....
Fotograf Debbie Brownún saheseri bir kek :)

15 Eki 2009

Nazar Degdirdik

Gönderen Nane Şekeri zaman: Perşembe, Ekim 15, 2009 4 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Nazar degdirdik gercekten. Arabamizi yaklasik 3 ay kadar once aldik.Bundan onceki arabamiz Golf’un ilk otomatik vitesli arabalarindandi.3 kapali son derece temel open roof eski pusku bir arabaydi.Amsterdam’a tasiniriz esimin ulasimi zor olmasin araba ile gidip gelsin diye iyi bir araba baktik aylarca bir suru garaj gezip ta hayal kirikligina ugramisken son gittigimiz garajda karsimizda idi. Rengi ile konforu ile fiyatiyla bizi vurdu.Esim hayatinda ilk kez bu kadar genc bir araba aldi 2002 aralik cikisli Citroen C5 stationwagon.3 kapili tikis pikis milleti gezdirdigimiz Golfumuz rekor bir surede ilani yayimladiktan tami tamina 2 saat sonra satildi.Arabamizi cok sevdik biz. Ve yagmurlu bir gunun ardindan otoparka girerken arabamiz islak zeminde kayip bariyere carpti. Ve sonuc :Yillik kontrol icin garaj ile gorusmeden donen esim tekrar garaji arayip, ‘15 dakika once yillik bakim icin randevu ayarlamistiniz hatirladiniz mi ?’ ‘Evet iptal mi edeceksiniz?’ ‘Hayir arabami carptim tamire ihtiyacim var.” ‘Ok sigortayi arayin bizde gelip arabayi alalim size gecici bir araba vericez’ Hala gecici arabadayiz esim mizmiz cocuk gibi her sabah ‘arabami ozledim’diye soyleniyor. Icimden ‘Ben de’diyorum. Bekliyoruz.

2 Eki 2009

Post-it defterim

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cuma, Ekim 02, 2009 6 yorum Bu yayına verilen bağlantılar


Yeniden merhaba.
Bu seferde Youtube dan izlediğim bir defter yapımını ilk kez uyguladım.
İhtiyaç olan malzemeler
2 adet karton bardak altlığı
Post-it
süslü kağıt
yapıştırıcı
Bind*it makina tel
Gerisi çok kolay.
Ben ayrıca kapağa yapıştırmak için Texel dan plastik bardak altlığı satın aldım. Ben yaparken çok eğlendim.
Şimdi iş arkadaşımın masasını süslüyor.

1 Eki 2009

Komik Olaylar silsilesi

Gönderen Nane Şekeri zaman: Perşembe, Ekim 01, 2009 6 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

glitter-graphics.com

Herkes cocuklarini yada evcil hayvanlarini yaziyor.Maalesef ikiside bende yok.O yuzden kendi yasadigim bana komik gelen olaylari unutmamak adina yazmak istedim.

*Texel gezisinde kayinvalidem esimle beni bir dakika yanliz komadi. Esim romantik takilmak istedi. Cumartesi aksami sabah gittigimiz Deniz Fenerine goturecegini soyledi.Aksam arabaya gidecegiz bir baktim bu da hazirlaniyor esim annemde geliyor dedi gozleri omuzlari oyniyarak sinirlenmis belli bende gulumsedim tabi diye. Kadin 80 yasinda esimin babasi ile sikiliyor surekli otur uyu yat kalk gezdirmiyor diye sikayet ediyor.Ki bana gore siki geziliyor. Baktim cocuk gibi sevindi hic ses etmedim.

Esimin pekde onaylamadigim bir huyu benim yanimda annesine sesini yukseltmesi. Onlara gore bu cok dogal.Neyse efendim geldik fenere arabalar siralanmis kimisi genc kimisi bizim gibi orta yasli insanlar kah arabada kah getirdikleri banklarda oturuyor kumsali gokyuzunu seyredip konusuyor koklasip opusuyor.

Esim bana seslendi gelsene diye baktim bu yuruyor dedim simdi patlaticak gittim yanina kayinvaldem dibimizde oyle romantik takilmaya cabaladik.

** Baska bir komik olayim da kayinvalidem yolda yururken durum gaz cikariyor.Birde bir halt etmiş gibi kıkırdıyor. Güleyim mi ağlayım mı bilemiyorum.Çok mu acımasızım bilemiyorum ama bu durum sinirimi bozuyor.


*** Bayağı bir süreden sonra bisiklete binmeye çalıştım 10 yıldır kullanılmamış fren yerine ters pedal çevirme yapılan inanılmaz ağır ve yüksek eski bir İngiliz bisikleti idi. Namussuz eşim beni filme aldı :)


**** Geçen gün bana biri Hollanda'ca nasılsınız diye sordu.Hoe gaat het? benim cevap eşim Mijn maan. Bomba değil mi :) sonra dan kadının bana nasıl gidiyor diye sorduğunu anladım.Ama kadın dumur İngilizce olarak sordu :) rezillik diz boyu çalış kızım şu Hollanda cayı.

*****Alışveriş yapıyorum bayan soruyor Hollandaca olarak hediye mi? kendinize mi ben cevap veriyorum ingilizce kendime diye kadın bozuk para soruyor Hollanda ca ben ingilizce tekrarlatmadan çıkarıp veriyorum bozuk parayı sonra poşet istiyor musunuz diye soruyor Hollandaca olarak ben İngilizce hayır kendi alışveriş torbam var diyorum. Birbirimize bakıyoruz gülüşüyoruz bana ingilizce iyi günler diliyor ben de Hollandaca görüşmek üzere diyorum.

Bu ne ya :)


Tren deyim karşıma 60 yaşlarında bir bayan ve torunu oturuyor. Kız koket anneanne yada babaannede öyle. Kızın eline kurabiye tutuşturuyor. Kız 5 yaşından fazla değil bu arada. Sıkı durun kızın cevap Anne/ Baba anne ben diyetteyim. Benim ağız açık kalıyor.

Yine trendeyim yapay gölden yüzmeden dönen büyük bir grup öğrenciye rastlıyorum. Çeşitli yaşlarda öğretmenler bunları zapt etmek için ellerine kağıt vermiş boya kalemleri ama görseniz içeride kendi düşüncenizi bile duymanız mümkün değil. Olaya aynı yerden dönen 5 çocuklu ailede katılınca tam şenlik oldu. Yer bulamadılar her biri bir yere oturdu. Küçük oğlan da benim yanıma. Kanımca bizim dana kadar birşey o kadar yorulmuşki koltukta uyuyor ama kafa öne düştü baktım düşecek elle öne destek yapıyorum ani fren yaparız kafayı gözü yarar diye bu uyandı nasıl oldu anlamadım son 20 dk kucağımda kafası ile yolculuk ettim. Saçlar ıslak üstüm başım ıslandı :)

29 Eyl 2009

Adaya bir iki

Gönderen Nane Şekeri zaman: Salı, Eylül 29, 2009 3 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Hollanda,Eylul de mevsimin en sicak sonbaharini yapti.Esimin ailesi adada (Texel tesel okunuyor) bir kamping de 2 hafta icin bunglov kiraladi.Bizide davet ettiler.Malum ikimizde calisiyoruz. Haftasonu havanin son kez bu kadar guzel olacagini ogrenince bizde haftasonunu adada gecirmeye karar verdik. Is cikisi esim beni araba ile aldi. Den Helder dan feribota bindik. O kadar hosuma gitti ki. Pufur pufur esen ruzgar ortami sogutsada denizin kokusu, martilarin cigliklari bana iki seyi hatirlatti Gurse Birselín bir yazisini ve Yalova feribotunu

Zannederim Ayşegül serisini 'okur gibi yapmak'la girmişim konuya. 'Ayşegül Vapurda', 'Ayşegül Sirk Cambazı' falan. O bahsettiğim ablaya kimbilir kaç defa okutturmuşum ki kitapları, ezbere biliyorum. Hatta hangi sayfada ne yazıyor, o bile aklımda... Yaş üç, bilemedin dört. Ne zaman eve misafir gelse, koyuyorlar önüme Ayşegül kitabını. Ben de başından başlayıp sayfaları çevire çevire okuyorum! Misafirin beti benzi atıyor bu üçbuçuk yaşında sular seller gibi okuyan bebeği görünce! Yine hayatımın en büyük hayalkırıklığı, o körolası Ayşegül yüzünden! 'Ayşegül Vapurda'yı okumuşum. Ayşegül, tabii aslen Fransız! Vapur dedikleri de bildiğiniz translatlantik. (Bu kelimeyi de o kitaptan öğrenmiştim, o yaşta). İçinde restoranı, havuzu mavuzu var. Kamaralar kocaman. Yaz gelmiş, annemler dedi ki "Erdek'e tatile gideceğiz, vapura bineceğiz"! Havalara uçtum. Ne hayaller kuruyorum. "Ayşegül'ünki gibi kamaram olacak, havuzda da yüzerim, oooh" diye. Bir gittik ki, enayi bir arabalı vapur! Üç saat mi, beş saat mi otobüs gibi yerinde oturuyorsun, çay içiyorsun, bitti. Günlerce surat astım!

Yazinin tamamini okumak icin tiklayiniz.

Ada 20 km ye 8 km buyuklugunde. 13 adet kasaba bulunuyor. Koyunlari ile meshur.Dolayısı ile et ve yün ürünleri tüm marketlerde. Vejeteryan arkadaslarim kusura bakmasinlar ama bende esimin tavsiyesi ile kuzu izgarasinin tadina baktim.Uzun suredir Avrupa da yedigim en guzel marineli izgara idi.

Cumartesi 8.30 kalkip ailecek kahvalti yaptik. Ardindan kayinpederimin arabasina dolustuk. Ben adaya ilk kez geldigim icin sofor yani bana verildi. Ilk once adanin eski limani olanOuderschild gittik. Ufak bir hediyelik esya dukkanindan bu sirin kuzulari aldim. Gercek yunlu oyuncak kuzuyu almadigima sonra pisman olmadim degil. Bir sonraki bahara artik Ayrica bir oyun olan Boter kaas en eieren * tereyağ peynir ve yumurta ve bu 4 lu set duvar tablolarini satin aldim. Birkac resim cekilip kisa bir yuruyus yapip kahvelerimizi limanin manzarasi esliginde ictikten sonra yola koyulduk. Birkac kasabadan araba ile gectik. Resim cektim. Alisveris dedim kayinpederim den Berg kasabasinda –adanin en buyuk kasabasi- KOOPZONDAG (Hollandada her ayin 1 Pazar gunu dukkanlarin acik olmasi ) oldugu kucuk yerel dukkanlarindan alisveris yapabilecegimi soyleyince bende fazla israr etmedim. Keske etseymisim.

Maalesef Kuzey Hollanda koyu katoliklerin oldugu bir bolge. Bu sevimli Hobby shoplarin hepsi kapali idi. Icim eridi sormayin gitsin. Ne kadar sirin mutfak malzemeleri, banyo havlulari vardi boyle mahsun mahsun seyrettim.

Kasabaların bazısı sadece 1 sokaktan ibaret 4-5 ev olan yerler.

De Cocksdorp kasabasına Gidip deniz fenerini ve kumsali seyrettik.Kahvelerimizi içtik.

Ardindan dogal bir ortam olan De Slufter'a gittik. Uzunca yurudukten sonra kumsala ulastik. Cok degisik deniz kabuklari topladim.Bir yengec kiskacini buldum.Hemen hikaye yazdim Bu yengec aski icin kavgaya girmis ve kiskacini kaybetmis.

Kumsalda kumlarda yürüdük acıktığımızı hissettik pancake yapan bir yere girdik.Devasa pancake i bitiremedim. Burada Panenkoken çok geleneksel.Her çeşit pancake yapılıyor. Ordu doyuran cinsten. Masaların olmazsa olmazı toz şeker ve elma surubu.


Gezmeye devam de waal oosterend vs vs... Akşam kaldığımız yere dönünce arabamızın arkasına taktığımız bisikletleri çıkardık ortaya ben en son ya üniversitedeyken binmişim. Bu getirdiğimiz bisiklette komşumuzun 10 yıldır kullanmadığı eski İngiliz bisikletlerinden. Fren bisikletin pedallarını geri itmeye başlayınca devreye giriyor ki bende pek tepki vermediler. Sıkıldım açıkçası çok heves yaptım. Şimdi geçen ağustosta bahçemize atılan evet doğru okudunuz bahçemize atılan bisikletle denemeyi düşünüyorum. Bahçemizde bir bisiklet bulduk biz Polisi aradık polis rapor edilip edilmediğine baktı rapor yok bize 2 seçenek sundu. Bisikleti tutar ve kullanırsınız 1 yıl içinde bize başvuran olmazsa sizindir. ama gelin alın derseniz bisikletteki hakkınızı yitirisiniz dedi.Bizde tutalım bakalım dedik.

Ama oda olmazsa gidip deniycem birçok farlı bisikleti öyle karar verdim.

Akşam yemeğinden sonra direkt yatak sızmışım.

Pazar sabahı geç kaltık gezmediğimiz tek kasaba Den Hoorn'u gezip den Burg da takıldıktan sonra toparlanıp akşam yemeğini eski bir çiflik olan Catherinahouve da yedik.

Pazartesi 04,40 da uyanıp 05,10 da feribota gidip 40 dk bekledik. Kolay ve hızlı bir yolculuktan sonra Den Helder istasyonuna bırakıldım. Ve 1.5 saat sonra işte sandalyeme tünemiştim bile.

İşte Nane Şekerinin bir haftasonu daha böyle geçti.

22 Eyl 2009

Bugün sarı kızımın doğum günü

Gönderen Nane Şekeri zaman: Salı, Eylül 22, 2009 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Bugün bir tanemin doğum günü. O geldinde bende çok büyük sayılmazmışım 2 yaş 9 ay büyük sayılırsa eğer. Çok kıskanmışım ben onu.Doğduğunda kendileri 10 ay içinde olduklarından saçlar uzamış haldeydi. 4 kg çok güzel bir bebekti. Hayatımdaki tek somurturken verdiğim poz annemi ve onu ziyaret ettiğim gün hastahanede çekilmiş olandı.

Yıllar geçtikçe paylaştığımız şeylerde arttı. Ona sıkıntılı anlar yaşattığım için içimde hala bir parça buruktur. Onu oyunlara dahil etmezdim. Oysa benden sadece 2 yaş 9 ay küçüktü.
Bana kızardı ama annem sende onunla konuşma o zaman dediğinde olur mu o benim ablam demişti bir kere. Sarıkızı tanıyan bilir sokulmaz öyle kolay kolay kimselere. Çok gururludur. Ayrıca hiç taviz vermez ama nedense ablasına o ulaşılmaz havasını koklatmamıştır o. Şimdilerde Bora'nın annesi ve Arda'nın eşi vazifesi var. Ama hala ablasının sarı kuzusudur o.

Hiç unutmam ben 5 yaşlarımdayım. Annem bizi dışarıya bırakmazdı o zamanlar parklar yok öyle sokak aralarında bahçelerde oynanırdı. Didom giyinmiş annemin yatak örtüsünü üzerine elbise yamışız. Ben şort takım üzerimde avuç içi kadar balkonda babamın bana aldığı pedallı araba ile bir duvardan diğer duvara kadar gidiyoruz. Şemsiyesi vardı kırmızı onu açmışız. Duvara ulaşınca ikimizde arabadan imiyoruz arabayı cevirip tekrar diğer duvara.

Ya portakal sularını sıkıp,ayağımıza kalın yün çorapları giyip yeni cilalanmış parkelerde kayışımız. Unutamadığım anılarımdandır.

Sonra büyüdük paylaşımlarımız hep arttarak. Beraber güldük beraber ağladık bazen birbirimize kızdık.

Daha nice senelere benim birtanem.

Seni çook ama çook seviyorum.

Not : O saçıda öyle lüle yapan kardeşimin hemşiresiydi :)

21 Eyl 2009

Mum

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazartesi, Eylül 21, 2009 2 yorum Bu yayına verilen bağlantılar


Sarıkızım doğum günene az bir zaman kaldı. Bende kendisine hazır birşeyler aldım. Ama benden de birşey olsun istedim. Kartını hazırladım ama bu farklı birşey olsun istedim. Ona bir mum süsledim.
Hazır krem rengi bir mum aldım. Uğur böceği raptiyeleri kumaş çiçekler ince tel ve rub on çıkarmalarla neler yapabilirsiniz siz bile şaşarsınız.

20 Eyl 2009

İlk Scrapbooking denemem

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazar, Eylül 20, 2009 8 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Yeğenimin delisi olduğumu bilmeyen yoktur. Temmuz'daki doğum gününde çocuğama doğru düzgün birşey yapamadım. Ben hediyelerimi son 3 yıldır eskisi kadar itina ile seçmiyordum sanırım bu psikolojimle ilgili idi. Ben hediyelerime mutlaka küçücük kişisel benden birşey eklerim. Ya paketidir ya kartı yada yazdıklarım.Son bir aydır kendime eskisi kadar bakıyorum. Seviyorum kendimle olmayı. Aklıma bu fikir gelince hemen internet amazon ve bummm buldum. Yeğenim şu aralar Sportakus ile yatıyor onunla kalkıyor.Bilmiyenler için Spartakus Lazy Town'nun karakteri çocuklara sporu,evin dışında arkadaşları ile olmayı aşılıyan olumlu bir karakter.
Bende kendisine bu karakterin kostümünü,aksesuarlarını,okula başlıyacağı için sırt çantasını,güneş gözlüğünü ısmarladım. Kostüm geldi beynimden vurulmuşa döndüm 104 santim. Bizim dana 110 santim olmuş kızkardeşimden teyit edince yeni bir kostüm ısmarladım bunu iade etmeye çalışıyorum.

Çanta ne alaka diyorsanız danamız bu yıl anaokuluna başlıyor benim ilk çantamı teyzem ve eniştem almışlardı. Hala hatırlıyorum. Piyasada yeni yeni satılmaya başlamış kokulu silgiler,güzel kaliteli kalemler,boya kitabı defterler en önemlisi popup okuma kitabı kitabı açar açmaz şato fırlıyordu içinden. Bende danamıza kendimce ufak bir çanta hazırladım. Boyama kitabı,kalemler, resim defteri,oyuncak.

Birde kitap hazırladım kendimce ufak bir hikaye yazdım danamızın resimleri ile renklendirdim. Hobi dükkanından aldığım scrap embolish lerle süsledim.
Okuduğum kitaplardan teknikleri kullandım.Kendimce kararımca bir kitap hazırladım.
Birde çerceve yaptım kendisine. Hepsini bu hafta eşim postaya verecek tatil dönüşü ellerine ulaşır umarım.

Çerçevede Lazy Town sitesinden Sportakus posterini fotoraf kağıdına bastım. Yeğenimin vesikalık fotorafını kağıda bastım ve kestim sonra pvs bandı ile kaplayıp postere yapıstırdım.Xenos tan aldığım karton çerceveyi hobi dükkanlarından topladığım süslemeleri kullanrak renklendirdim.Ufak bir parça mavi 'happy' yazan kurdele ile kenar yaptım. Ve en alta hazır aldığım renkli harflerle Spartokus Bora yazdım.

Masal kitabında ise ince tel , renkli harfler, kurdele,hazır çiçekler kullandım.
Umarım her ikisinide severler.

18 Eyl 2009

Kredi Kartı Çilesi

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cuma, Eylül 18, 2009 1 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Kredi kartı Hollanda'da çok kullandığım birşey değil Türkiye de isem yada internette sanal kart dışında pek de kullanmıyorum.
Maalesef traji komik olayı mutlaka sizlerle paylaşmak istedim.
Benim adı lazım değil bankasından çok ufak limitli bir kartım vardı. Yeni bir programını seçtim yurtdışında yaşadığım için kolaylıklar sağlayan daha fazla puan para kazanabileceğim. Akabinde kartım ailemle yaşarkenki adresime anneme telim edildi.Hemde bir hafta gibi kısa sürede. İstanbul'da iken kartımı aldım kullanıma açtım ve güzelce harcadım. Arkadaşım kart limitini doldursun diye ek kart çıkartmak için form doldurduğum zaman kart limiti arttırımı içinde başvurdum.Bu arada soyadım kızlık soyadım olarak geldi yeni gelen kart bende telefon bankacılığını aradım doğal olarak çünkü tüm hesap bilgilerim yenilenmişti.Kimlik bilgilerim vs vs.Güvenlik nedeni ile yurtdışı adresim kullanılamıyor ancak özel taleple çalıştığım adrese teslimini sağladılar.Maalesef eşime gelen kartta eşimin tüm isimleri sıralanmış soyad yok. Gerisin geriye iade.Bu arada eşimin kartı Hollanda ya iş yerime teslim ediliyor ama benim kartım ailemin adresine. Limit arttırdık eşimin yeni kartı geldi biz mesut bir şekilde Antalyaya gittik kartı verdim kart blokeli dedi kasadaki çocuk bende bir atm e gittim şifremde mi hata var kontrol edim diye çaaat kartı aldı. Hemen telefon bankacılığını aradım.
Görevli arkadaş sıkıcı bir ses tonuyla adeta çocuk azarlar gibi 'Hanımefendi size yeni kart gönderilmiş' ben atladım hemen 'evet' aldım.Karşıdaki azarlayan ses !' HAYIRrrr' almamışsınız 'dolayısı ile bloke edilmiş kartınız teslim alınmadığı için' dedi aynı ses.Ben artık kekeliyorum 'hatanız var eşime yeni kart istemiştik geçen hafta geldi' karşıdaki eleman ' aynı gün size de yeni kart gönderilmiş hn efendi' ben hala karşımdaki sesi sinir edeceğimi bile bile 'tamam anladım da niye yeni kart gönderdiniz yoksa soyadı değişkliğimimi yaptınız sonunda' . Karşıdaki ses bayılmış vaziyette 'hayır hanımefendi kartınızın süresi dolmuş ondan' bende patlama noktasındayım ' nasıl olur beyefendi 1 ay olmadı kartı göndereli..' bende sinirler geriliyor.Neyse konuşuyoruz makinenin kaptığı kartı kullanıma kapatıyor ben öyle anlamışım meğerse kartı çat kapatmış.. Bende adres değişikliği için müşteri temsilcisi arkadaşa aktarılıyorum.Konuşulan ikinci kişi.
İyi günler ben S... nasıl yardıcı olabilirim durum onada açıklanıyor personel olduğum vs vs neyse sonunda vatandaşlık numarası isteniyor yanımızda olmadığından işlem yapılamıyor. Bay geldi değil mi. Bana da o an öyle gelmişti ama hala diyorum güvenlik sebebi ile o insanların ne suçu var.
Ertesi gün yeni bir gün bir şans daha verelim arıyorum gene telefon bankacılığını neyse bağlanıyorum durum açıklanıyor gene karşımdaki ses hafiften öğretmen vaziyetinde biraz daha azarlanıyorum sesimi çıkartmıyorum adresi 15 dk hatta bekledikten sonra alıyor.
Dün Aktif dağıtımdan 2 adet dikkatinizi çekerim 2 adet farklı kurye numaralı gönderi adreste olmadığımdan teslim edilemediği bilgisi geliyor. Adres .... bank n.v. a.plein 1 ams istanbul kadıköy
ve kurye bana BU ADRESTE bulunmadığım için gönderiyi teslim edemediklerini söylüyor.
Kardeşim sen bu adresi nasıl buldun önce onu söyle bir bana. Gene aradım tlf bankacılığını gene açıkladım bu sefer demezler mi 2. kart siz kartınızı makinede olduğunuzu söylediğiniz için gönderilmiş diye ÇIĞLIK anlıyacağınız toplam 1 saatten fazla 4 farklı elemanla görüştükten sonra hala kartıma kavuşmuş değilim. Siz olsanız ne yapardınız. :)


Not : Cuma günü kartları şubeden bir arkadaşıma teslim ettirmeyi başardım bir ton yazışma çizişmeden sonra. Kartım iptal edildiğinden eşimin de kartı yenilenmiş. AMA hala benim soyad değişmemiş. Şimdi onun için yazışmaya başladım bayramdan sonra halledeceğiz inşallah :)

11 Eyl 2009

Tatil dönüşü çat.....

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cuma, Eylül 11, 2009 1 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Evet tatilden döndüm, dönüş yazısına pekde benzemedi yazım ama yazmayı ertelediğim belki hala inanmadığımdan kaybettiğim minik dostumu yazmak istedim.İlerde hatırlansın istedim. Benim için önemli idi çünkü.

Neyse efendim tatilden döndük.Antalya daydık 1 haftalık bir dinlenme güç toplama. Herşey dahil bir tesisti bizimkisi. Ye iç yat yüz oku seyret gül eğlen danset modundaydım.

Bir gece Anadolu Ateşine gittik ve bayıldım Eindhoven daki gösteri yanında solda sıfır anladım ki sahne önemli.

Ufak tefek yaralanmalarımız oldu.Eşim su kaydırağından kayarken bindiği bot alabora olmuş ve gözlüğünü kırmış. Benim kulağıma su kaçtı ve tüm çabalarıma rağmen çıkmadı.Uçağa bindik benim elim kulağımda eşimin gözlüğünün bir parçası eksik basınça acım inanılmaz nerdeyse 2 sıra önümüzde oturan bebeğe eşlik edicem indik. Türkiye'de sayfa sayfa incelenen pasaportum Alman görevlice fazla ilgi görmedi İyi geceler dilenerek Avrupa Topluluğu sınırlarına adım attık.
Yolda 10 araç önümüzde kaza olup hendeğe araba yuvarlanınca 1 saat bekledik Allahtan yaralanan olmadı. Arabayı kaldırdılar bizde yolumuza devam ettik.

Eşimle kaldığımız tesiste gözlemler yaptık. Ruslar son derece rüküş,Hollanda'lılar ne olduk, İngilizler naturel cidden abartı derecesinde en gürültülü gruplarda İsraillilerdi.
Eşim birgün bana bu tesisteki tek olumsuz şey ne biliyor musun 'misafirleri' dedi. Çalışanlar gerçekten çok güler yüzlü ellerinden geleni yapıyorlar ara sıra kendi aralarında çekişmeler oluyordu anladım ki biz insanlar her iş dalında aynıyız.Mutlaka tembel biri var,eğlenceli olan,dedikoducu,fettan,agresif,sevimsiz,dalevereci,umutsuz,pozitif,rahat,çalışkan vs ... izleyin bakın sizlerde göreceksiniz.

Tatil dönüşü tıkalı ağrılı bir kulak çeşme gibi akan bir burun sahibi oldum. Ağrı dayanılmazdı eşim Salı günü beni aile doktoruna götürdü. Dr bakar bakmaz 'kulağınızla oynadınız mı' diye sordu içinde parça kalmış ve iğrenç görünümlü uzun bir cımbızla çıkardı.Canım yandı ama kulağımdan belki bir tırnak boyu bile olmayan parça çıkar çıkmaz rahatladım. Doktor bana antibiyotikli damla yazarak beni şaşırttı burası için kolay bir durum değil kulağınız düşene kadar bekleyelim derler zira :) Bu doktor direkt ' enfekte olmuş işi şansa bırakmıyalım damlaya başlayın lütfen' diyerek beni ikinci kez şaşırttı.
Ama bu kadarla kalmadık maalesef ben toparlanırken eşim inanılmaz hastalandı. Yatak döşek yatıyor. Pazartesiye kadar 'hasta rapor' etti kendini. Burada bir sistem var. İş yerine hasta bildirdiğinizde ya iş yeriniz size aramanız için bir numara veriyor ya da direkt kendileri arıyorlar Arbomed sizi kontrol ediyorlar. Ya emekli bir doktor yada bir görevli sizi evde ziyaret ediyor yada gün içinde herhangi bir saatte telefon ile arıyorlar. 3 günden sonra ana merkeze gidiyorsunuz iş doktoru sizi muayene ediyor.Ve rapor hazırlıyor bir nüsha size diğer nüsha iş yerinize posta ile gidiyor.İşi sağlama almışlar eşim bana kızdı Pazartesi hasta rapor etmedim diye. Anladım ki ben köle hamurundanım. Hollandada yaşam süreleri uzun çünkü bu insanlar cidden hayatlarının kıymetini biliyor. Eşim ayrıca bana etrafındakileride hasta ediceksin diyerek vicdan yaptı :( ama ben çok birşeymiş gibi çalıştım.
Neyse efendim en kısa sürede fotoları koyacağım.
Biz bu yıl WOW Topkapı Palace idik. Tavsiye ederim. Eşimle diyoruz ki belki gelecek sene paraya kıyıp Mardan Palace yaparız kim bilir.

10 Eyl 2009

Bir devir kapanirken

Gönderen Nane Şekeri zaman: Perşembe, Eylül 10, 2009 3 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Onu ilk gordugumde ciplak sevimsiz bir kafesin icindeki tek tunege tunemis merakli gozlerle etrafina bakiyordu. Biz hepimiz (annem, sarikiz ve ben) tepkiliyiz.Birkac gun once kiz kardesime dunyalar guzeli mavi bir muabbet kusu alinmis adi Mavis evin bas kosesinde kurum kurum oturuyor. Babacigim buncagizi atalyoden getirmis.Annemin evde ikinci bir kuşa ne gerek var demelerine bizim çemkirmelerimize rağmen hemde. Nasıl bakımsız nasıl çirkin gozukuyor anlatamam aradabirde hapsiriyor. Ben bunu kafesten cikartip kafesi temizlemeye giristim bir baktim basimdan omuzumdan ayrilmiyor gagalama yok kendini ciddi ciddi sevdiriyor. Acayip isindim bu yesil kusa. Adi Tarzan’di daha yavruydu bize geldiginde.Tarzan ne kadar sevecen ne kadar uyumlu ise Mavis’te o kadar aksi sikintili kasinti bir kustu yanyana koyduk. Onceleri Tarzan’I hasat etti mavis ama sonra o da ona alisti hatta onu arar oldu,baskasi ile oynar ise kiskanirdi. Biz bu iki kafadara gozumuz gibi bakardik. Gece uzerlerine yaz oldugu icin ozel carsflari ortulurdu(kardesimin bebeklik carsafi) mutlaka yikanma havuzu konurdu gun icerisinde serinlesinler diye.

Sularini yenilerdik. Gaga tasi oyuncaklar vs vs…

Birkac hafta sonra Tarzanin hapsirmasi ishale dondu iyiden iyeye hastalandi. Keyfi kacik disari cikariyoruz ucmak istemiyor direkt kafese girip siniyor. Bir sabah Istanbul’a inmisken pat kafesteki tunekten dustu. Hemen Suadiye Hayvan hastehanesini aradim. Durumu anlattim bir muayyine ucreti soylediler dudagim ucukladi.Sonra aklima Suadiye hayvan klinigi geldi. Aldik sarikizimla hastamizi yuruduk gittik nasil sicak yaniyor Istanbul anlatamam kanter icinde vardik Klinige kucucuk bir bekleme salonu vardi hatirliyor dunya tatlisi gencecik bir veteriner bayan bizi kocaman bir gulumsemeyle karsiladi. Hic usenmedi ufakligimizi muayyene etti.Ilac veriririm ise yarar yanliz biliyorsunuz bu kuslar piyasada cok komik paralara satiliyor ilac parasi ile yeni bir tane alabilirsiniz ama anladigim kadari ile kendisini cok seviyorsunuz lutfen yanlis anlamayin diye acikladi durumu.

Bazi hayvan sahipleri bu kadara ilac mi olur diye tlf acip saydiriyormus. Ne tuhaf bir durumdu. Bize hayvan icin ilaclarin Erenkoyde bir eczanede bulunabilecegini soyledi.Vitaminli barlardan asin gucunu toplar diye tavsiyede bulundu.

Kiz kardesim onu eve goturdu bende eczanenin yolunu tuttum.

O aksam yazliga donduk iki kafeste bizimle beraber. Hemen ben icmesi icin suluga ilaci koydum bizim ki hic orali degil benim o kadar uzuldugumu goren annem bir damlalik buldu zorla iciriyoruz sudan buna.

Hic unutmam cay koyuyoruz bazen ishali icin ben icmiyor diye seker ekledim buncagiz sen hem ic hemde yikan o cay ile bir geldim tuyler kalmamis ciglik ciglaga Tarzan oluyor diye agliyorum anneannem minnosumuz sevmez hayvana dokunmayi felan o bile benim cirpimmama elini kafese daldirip bunu tutup kizim tuyleri yapismis bak silince duzeliyor diye acikliyor,

Yillarca ben ders calisirken kalemlerimi siraladi. Bana ‘tatlim canim diye yandirdi. Kendini minciklatir insanin icine almasi gelicek kadar sicak kanliydi.
Once Mavisi kaybettik tirnaklarini kisalttirmak icin Bayramoglunda bir veterinere goturdugumde can verdi.Kalbi durmuş korkudan veteriner öyle demişti. Takside ne aglamistim.Yanliz kaldi Tarzan mahsunlasti. Bu yil 15 yasinda olmustu.Ocak ayinda artik titremeleri ile yasliligin son demlerindeydi.

Haziran’da Istanbul da iken ilk kez kafesinin yerini bos buldum . Annem ve erkek kardesim yanindayken son nefesini vermis.

Kuzumu annemin yardimcisinin esi gommus. Uzuldum sevdigim birini kaybettigim icin.Hatta yine ağladım ama gene beni gülümsetmeyi başardı.Hala o boncuk boncuk gözleri ile bana bakışı tatlım diye seslenmesi kız kardeşimin ıslığını taklit etmesi geliyor aklıma.Hiç kedim yada köpeğim olmadı bir tank dolusu balığım oldu,su kaplumbağam ama Tarzan benim sevdiğim sarmaladığım yakışıklı prensimdi. Umarim guzel bir hayat yasatabilmişizdir kuzumuza.

Gule gule Tarzanim.



Dip Not: Bilinen muabbet kusu hayat suresi 11 yildir.

28 Ağu 2009

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cuma, Ağustos 28, 2009 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
 

Nane Şekeri Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | Illustration by Enakei | Gossip Celebrity