tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eki 2010

ISVICRE SON


Araya binbir turlu is ve olay girdi.Iste Isvicre son bolum:

25.06.2010

Sabah cok gec olmadan uyaniyoruz.Son gunumuz. Tadini cikartmaya karar veriyoruz. Son kez dagin o nefes kesen manzarasi esliginde kahvaltimizi yapiyoruz. Kahvelerimizi yudumlarken bir sonraki tatili konusuyoruz. Kaldigimiz evin sahibini beklerken son resimlerimizi cekiyoruz.

Yolca cikmadan once son kez dagdan gelen buz gibi su ile doldurdum su siselerimizi. Bahceden kesilmis kokulu guller arabada yerini almis.Arabanin ici o tatli koku ile doluyor.

Ilk duragimiz Bergen kantonun Bern oluyor. Eski dokunun yaninda yeni binalarada rastliyoruz. Sehir merkezine Pazar kurulmus.Biraz peynir aliyoruz.

Isvicre tatilimizi boylece bitiriyoruz.Geriye gecirilmis hos bir hafta ve fotoraflarimiz kaliyor.

30 Ağu 2010

Isvicre Part 7


24.06.2010
Bugun oldukca gec kalkiyoruz.Diger gunlerin yorgunlugunu cikarmak istercesine agir hareketlerle kahvaltimizi hazirliyoruz.Dumduz bir gol,tamamen bulutlardan arinmis bir gokyuzu yavas yavas bize goz kirpan gunes esliginde yavas yavas kahvemizi yudumlayip sohbet ediyoruz.
Bugun ku planimiz belli.Birkez daha Isvicre satolarina sans vermek istiyoruz.
Bir kismi suyun uzerinde olan Oberhofen satosunu geziyoruz.Hayran kaliyoruz.Bakimli hersey en son haliyle korunmus.Gene tepenizde duran gorevliler olmadan zevkle tum odalara girip cikip fotoraf cekiyorum. Turk odasi bile var.
Bu keyifli gezi sonrasinda acikitigimiza karar verip yerel bir restauranta atiyoruz kendimizi.Acliktan mi yoksa gercekten lezzetli mi bilinmez Onumuze konulan tavuk kanadi ve patatesi silip supuruyoruz.Ardindan Interlaken dayiz.
Alisverise daliyoruz.Uzun zamandir guguklu saat diye inliyorum. Esimde dinliyor. Bana o kadar guzel bir saat hediye aliyor ki.mekanik bir saat.Pille calismiyor. Tahtasi Blackwood Alman ormanlarindan ve o gun Guguklu saatlerin aslinda Almanya da yapildigini ogreniyoruz.
Saatimiz Heidi temali :) Sonra cocuklugumda Babaannemlerde muthis keyif alarak seyrettigim ev seklinde termometreden goruyorum.Maalesef kutululardan kalmamis vaz geciyorum.
Enson Tschibo'ya girip kendimize kahve makinesi aliyoruz.Kaldigimiz yerdeki makine esimin cok hosuna gidiyor.Aynisindan ama Kirmizisindan aliyoruz.Koca bir poset kahve kapsulu ile,korkarim bu bize fazla gitmez.
Aksam William Tell adli gosteriye biletimiz var. Acikhava tiyatrosu.
Gidiyoruz. Maalesef Isvicredeki isaret kitligi ve belirsizligi buradada mevcut herkes bi haber.Tam bir karmasa.
Vardigimizda son derece kaziklanarak atistiriyoruz. Donemin atmosferini vermek adina irili ufakli standlar kurulmus. Programi inceliyorum. Cunku gosteri Almanca.Her perde hakkinda bilgi sahibiyi.
Sonunda Koltuklarimizi bulup oturuyoruz.Ufak bir koyun kurulu oldugu sahneye ortadan bakiyoruz.
Atlar,keciler,inekler,bir suru fuguran ve dekorun oldugu agaclarin arasina kurulmus son derece hos bir koy dekoru esliginde harika ve dolu dolu 2 saat geciriyoruz.
Kendimizi eve atiyoruz. Ama rahat durmuyoruz. Once itina ile saati calistiriyoruz.Ardindan Tschibodan alina kahve makinesi makinesi.

23 Ağu 2010

Isvicre Part 6




23.06.2010

Gene uzun bir gun olacagi icin erkenden kalktik.Bugungu hedefimiz "Jungfrau".Tren ile ulasilabilen avrupanin tepesine gidiyoruz.Reklamlarinin yalancisiyim."Jungfrau Top of Europe" yaziyor heryerde.
Trene yetismek icin yola cikiyoruz o da ne yol calismasi. Allahin daginda tek seritli yol nereden inersin bayira. Gerilen bir esin yardimina arkamiza yanasan cip yetisti. Yerel isciler bizi takip edin sizi cikartalim yol a dediler.Iyi de dediler yoksa halim harabti.
Bayirdan asagiya iniyoruz ama yol felan yok keci patikasi gibi birsey ne kadar dua biliyorsam okudum. Kimi yerde gozumu kapadim.
Ama ciktik ana yola alnimiz acik.Trene de yetistik.Ama ne kalabalik. Griemweld de tren degistirmemiz gerekiyor.Koyu gezelim beklemeyelim 1/2 saat istasyonda diyoruz. Ama miniminnacik bir yer. Biniyoruz trene tingir mingir o guzel manzaralar esliginde son kez tren degistirecegimiz kasabaya variyoruz.

Basliyoruz kivila kivrila Avrupanin tepesine cikmaya. Belli bir noktadan sonra tamamen dagin icine oyulmus tunellin icindeyiz.Konforlu bir tren. Surekli mesafeyi durulacak duraklari veriyor. Kimse inip binmiyor sadece manzara setrediliyor cam panellerin ardindan,dagin icinde bakiyorsunuz.
Panaroma diyorlar.5 dk molada resim cekip manzaranin keyfini cikarabiliyorsunuz.
Sonunda variyoruz.


Ilk isimiz yemek amma acikmisiz.Buzdan saray ilk sirada. Ben strest kayip dusucem diye.Bariyerleri birakamiyorum.Yerler cam gibi buz.Benim acimdan pekte keyifli gecmiyor.


Ardindan Syprex'e tirmaniyoruz. Once asansor ardindan 1 kac metre merdivenler nefesimiz kesiliyor. Disariya platoya cikiyoruz.Hala kar var ama soguk degil. O muhtesem manzada resim cekiliyoruz.

Nefesim arada gidip geliyor.Esim karda yurumek istiyor ben istemiyorum korkutuyor beni sen git diyorum.

Bende etrafi seyrediyorum. Oradan oraya plastik botlarin icinde kayanlar, soyunmus karda guneslenenler.Cok renkli bir gruba ev sahipligi yapiyor Jungfrau.
Kesisler, Hintiler,Japonlar,Cinliler, Avrupa'nin heryerinden gelmis insanlar.
Donuste tren kuyrugu korkunc. Urkuyoruz. Isvicreli yerel kisilik" korkmayin iki tren gelir her zaman " diyor ve gercekten oyle oluyor.

Sag salim yolcuklugumuzu tamamlayip kaldigimiz yere donuyoruz.

22 Ağu 2010

Isvicre Part 5






22.06.2010
Sabah erkenden uyanip yola koyuluyoruz.Bugunku istikametimiz Ballenberg acik hava muzesi. Genis bir alana yayilmis degisik mimari zamanlara ait Isvec evlerinden olusan acik hava muzesi Ballenberg.
Bu muzede en cok hosuma giden tepenizde bekleyen sanki birsey calicakmissiniz gibi size kesen gorevliler yok.Ama inanin insan daha bir ozen gosteriyor.Dokunmuyor.Ola gorevliler sizin sorularinizi memnuniyetle yanitliyorlar.O kadar guleryuzluler ki zamanin nasil gectigini anlamiyorsunuz.

Her evin icini gezebiliyorsuz.Esyalar olduklari gibi muhafaza edilmis.
Deliler gibi tirmanip ardindan buz gibi soguk sularin aktigi cesmelere ulasinca acayip mest oldum.
Heryerde su molasi verdim :)
Bir guzel etkinlikte organik tarim.Ballenberg de her alanda organik tarim hakkinda bilgilendiren brosur ve kucuk rehber kitaplar bulabiliyorsunuz.
Bakanlik cifcilerini bu yonde etkilemeye calisiyormus.
Insanin aci aciyor. Canim cennet ulkemde tarima onem verilmeyip,ciftciyi koyluyu dolayisi ile topraklarimizi mundar ettik. Tarimla ugrasanlar bastilar kimyasallari simdi organik tarim diyoruz ama tarim yapacak alanimiz mi kaldi.Yaktik yiktip igrenc evler binalar diktik.
Burada ise tarima inanilmaz bir ihtimam var.
Bireyleri bile ekip bicmeye yonlendiriyorla (Sari kuzum sen burada cennette gibi olurdun)
Evinizde turlu salata yesillik vs yetistirebilmeniz icin tohumlar o kadar ucuz ki.
Benimde hayalimde baharat,yesillik yetistirmek var.Kardesimin merakini bildigimden bir iki paket organik tohum aldim.Insallah gonderecegim.
Buranin marketinden ekmek almak istedik maalesef kalmamis. Donuste Brienz'e ugrayip almak durumunda kaldik.
Ballenberg ile izlenimlerim.
-Cok yurunup tirmanildigi icin rahat bir cift ayakkabi giyilmesi iyi oluyor.
-Mutlaka su matarasi alinmali
-Ince bir ceket bulundurmak lazim kimi yerler inanilmaz soguktu
-Gunes icin gunes kremi tasimak lazim gun uzun
-Yemekler inanilmaz pahali ve o kadar da secenek yoktu sandvic elma vs gibi ufak atistirmaliklar yerinde olacaktir.
-Kameranizin hafizasi bos gidin herseyi fotoraflamak istiyor insan
-Sapka alinsa fena olmaz
-Ben notlar aldim unutmamak icin

Donuste yolculugumuz gene gol manzarasi esliginde yapildi. Havanin isinmasi ile yelkenliler golde suzulmeye basladilar.Seyretmesi inanilmaz keyifli geldi bana.
Deli gibi resim cektim.
Birde millet kendini dagdan su parasutle atlamaya vermis tepemiden yagmur gibi atlayip duruyorlar.


Aksam yemeginin ardindan disarida ses duyup cami actim . Tilkinin biri bizim cop posetini suukluyor. Beni gorunce bir bakisi var acayip tirstim cami kapattim.Korkarim ben oyle vahsi yasamdan. Ben onlara ilismem onlarda bana ilismesin canim :)

Sabah tum posetin parcalanip coplerin etrafa sacildigini gorduk. Buda bize ders oldu cop posetinin tatil bitene kadar evde tuttuk. Burada organikler disaridaki kompost kutusuna gidiyor. Diger inorganik copleri ayrica atiyoruz.

21 Ağu 2010

Isvicre Part 4


21.06.2010

Bu sabah bulutlar biraz daha dagildi ama yer yer yagmur dedi mahkeme duvari suratli meteoloji uzmani.Semsiyeler cantada yerini aliyor.Arabamiza atliyoruz.Tom Tom'a diyoruz Thun Schloss lutfen :)

Kisa ve zevkli bir yolculugun ardindan Thun kentindeyiz.Hesap ediyoruz bir kac saat de anca gezeriz koca satoyu.Otoparka 8 Isvicre Frangi bayilarak deli gibi yokus cikarak inanilmaz bir hayal kirikligi yasiyoruz.20 dk suruyor gezimiz.Moralimiz bozmiyalim nasilsa geldik sehri gezelim diye karar veriyoruz.Iyi de oluyor.Sirin bir sehir Thun.Nehir kenti ikiye boluyor koprulerle bir uctan diger uca geciliyor.

Nehrin sularinin rengi nerede ise Turkuaz.Daglardan gelen sular cagladigindan daha bir enfes.Avrupa da en cok Isvicre de ki nehirlere bayildim.
Biraz alisveris yapiyoruz.Esime su heryerinden birseyler firlayan has be has "Swiss Army" cakilardan aliyorum.
Magnetlerde karar vermekte zorlaniyorum sonunda sevdiklerime vermek icin bir iki tane de karar kiliyorum.
Kayinpederime Mutfak onlugu eldiveni ve kuruluma bezinden olusan 3 lu bir set aliyoruz.
Kendisi mutfagi cok sever. Yemekleri gercekten guzeldir.
Firina ugrayip kendimizi birkez daha kaybediyoruz.


Bir iki kare resim cekiyorum. Kaldigimiz chalet in ve Thun ganimatimin (Kendime metrelerce uzerine cupcake islenmis kurdele aldim)

Biz programsiz gezmeyiz. Esim aylar oncesinden calismalara baslar.Haritalar,gezi rehberleri,gunlukler vs vs ... Bir gun onceden mutlaka plani yapar kesinlestiririz.Ertesi gunu konusup yatiyoruz. Hava o kadar gec karariyorki saat 10.30 ama disarisini gunduz gozu ile gorebiliyoruz.
Havasi o kadar guzel ki. Gene kendimizi tatli bir uykuda buluyoruz.

20 Ağu 2010

Isvicre Part 3




20.06.2010

Bugun turist burosundan ogrendigimize gore bando gecidi var. Gec kalkiyoruz gene. Kahvaltimizi edip kendimizi arabaya atiyoruz.
Maalesef geldigimizden beri yagmur durmadi. Yagmura ragmen Bando lar yuruyuslerine devam ediyorlar.
Ilk gezimizi bu yagmurlu Pazar gunu gerceklestiriyoruz.
Deli gibi solugumu kesen basimi donduren bir tirmanistan sonra St.Beatus-Hohlen magarasini geziyoruz.1 km iceriye yuruyup o 1 km geri cikiyoruz.Aklima Safranbolu da yaptigimiz magara gezisi geliyor. O yerel rehber burada olsa ne hikayeler yazardi o sarkitlara diye aklimdan geciyor.Bu dusunce beni bayagi bir eglendiriyor.
Ogle yemegimizi burada yiyoruz. Ben Isvicre'ye has bir yemek olan Raclette yiyorum.Bildigimiz eritilmis peynir,Kozlenmis taze patates yaninda sogan tursusu ile servis ediliyor. Aklima Heidi ve cocuklugum geliyor. Anneme ne eziyet ederdim peynirler Heidi'nin ki gibi erimiyor diye :) ciddi ciddi aglardim. Ne rezilmisim.

Gezinin ardindan Sahil Yolundan donmeye karar veriyoruz. Hava acilmaya basladi gibi duzelicek diyor haberlerde bende icimden insallah cekiyorum. Hala evde soba yakiyoruz.
Soba bizim bildigimiz sobalardan degil.Biraz eski zaman Kuzinelerine benziyor. Mutfaktan atese odun atiyorsunuz icerisi borular ile isiniyor.


19 Ağu 2010

Isvicre Part 2


19.06.2010

Sabah gec kalktik.Bir guzel oldu.Dinlenmis,rahatlamis.Kahvaltiya indigimizde guler yuzu ile ayni dizilerde kasabanin tatli tombul ahcilari olur ya onlari aratmayan bir bayan karsiladi. Kahvalti inanilmaz zengin bir o kadar da lezzetliydi.Alman ekmeklerini cok severim,bol kepce cesit cesit siraladi bayan masamiza. Tika basa yedikten ve bunu "dag havasi" na bagladiktan sonra toparlandik.Yola cikmaya haziriz dedik sis kalkti dediler sevindik cikti aman o da ne sanki gok delinmis. Arabamiz yikama servisine sokmuscasina piril piril oldu.
Isvicre'ye geldik yagmur durmadi.Isvicre'de kaldigimiz yerin Interlaken.Bern Kantonunda bulunuyor.Burada Kantonlar var.Bern Kantonunda konusulan dil Almanca (Bana biraz tuhaf ve zor geldi,dinlerken yoruldum) Isvicre'de bulundugumuz yerde insanlar cok sicak turizm den kaynaklaniyor olabilir ama ben bu bolgede Isvicrelileri sevdim.
Bir gece once Almanya'da kaldigimiz otelden Interlaken 2 saatten biraz uzun surdu,arabamizi parkedecegimiz merkeze geliyoruz.Tanidik bir isim ' Migros ' market Isvicredede var.Arabamizi park edip turist ofisine gidiyoruz. Yine kocaman bir gulumseme ile karsilaniyoruz. Notlarimizi cikarip gorevli memur ile konusup brosur,harita,etkinliklere dair poster aliyoruz.
Biraz cevrede dolasip kalacagimiz yere gitmeden once alisverisimizi Migros' ta yapip gene yola duzuluyoruz.
Kalacagimiz Dag evi ' Chalet' *umarim dogru yazmisimdir* ne dogru tirmanirken Tom Tom'un nasil aziz bir alet olduguna karar veriyorum. Yol diye gosterilen yerlerin yol demeye bin sahit istedigi,patika denilecek daracik yerlerden bizi haritada gozukmeyen ufacik yerlere bile bizi sag salim goturdu.
Kalacagimiz ev tam 200 yillik. Dagin tepesinden gol ve diger dagi seyrediyorsunuz.Interlaken iki golun arasinda bir sehir.Kaldigimiz yerden bu sehride seyrediyorsunuz.
Iselwalt (Yuzuklerin efendisinden firlamis bir isim gibi) 600 mt yukseklikte bir dag belki tepedir.

Isvicre'ye ait ilk izlenimlerimi de yazmak istiyorum blogcum sana.
Isvicre'liler en azindan Bern kantonundakiler oyle cok uzun boylu degiller.Inanilmaz gulecler.Son derece sosyal ve Hollandalilarin aksine grup psikolojisi ile yetismisler bireysel takilan pek nadir.
Her gittiginiz yerde selamlaniyorsunuz.Yardimseverler.Baktilar kendileri yardim edemiyorlar mutlaka size yardim edecek birini buluyorlar.
Trenler cok oyuncaksi belki bu bolgeye hastir.Bilemiyorum.Ama cok sevimliler.
Yollar cok dar.
Ucuz bir ulke degil.Ama hersey etiketlenmis.
Bankamatikler biraz ugrastiriyor.Cozene kadar anam agladi blog.EUR gecmediginden Isvec Frangi almamiz gerekti.
Dukkanlar 19.00 kadar acik.Pazar gunu marketler ve hediyelik esya dukkanlari acik.
En guzel dukkan bence Firinlari. Inanilmaz ekmek cesidi var insan ne alacagini sasiriyor.
Suyu cok lezzetli.
Evler senlikli soyle ki gordugumuz tum evlerin pencerelerinin onlerinde cam guzelleri,sardunyalar sarkiyor.Dokuyu korumuslar.Genellikte ahsap ama kimi zaman beton binalarda yok degil.Evlerin uzerine yapildiklari seneler islenmis.
Daha once de belirttigim gibi biz Almanca konusulan kantonundaydik ve anlamak cok zor geldi bana.
EUR bolgesi olmadiklarindan CHF (Isvicre Frangi) kullaniyorlar.Banknotlar rengarenk ama cuzdana sigdirmak bir dert.Mendil kadar. Gene hesap kitap yaptik EUR CHF diye.
Ilk gordugum cikolataciya giriyoruz.Allahim o nasil bir koku beni buraya gomun demem geliyor susuyorum :)

17 Ağu 2010

Isvicre Part-1

18.06.2010-Cuma

Yolculugumuz Eindhoven istasyonunda bulusmamizla basladi.Alti saat suren bir araba yolculugun ardindan Almanya-Isvicre sinirina cok yakin,geceyi gecerecegimiz otele ulasmayi basardik.
' Hochblauen Otel' adini bulundugu dagdan almis.Blauen Dagi 1165 m yukseklikte Kara Orman adiyla alinan ormanlik alan ile cevrilmis.

**cep telefonumla hava kararmadan cektigim ilk resim

Birdernbira coken karanliga sis( aslinda yagmur bulutu imis sonradan ogrendim),sagnak yagmur ve daracik tek serit dag yollari eklenince,haliyle bayagi bir gerildim. Tom Tom olmasa becerebilir miydik bilemiyorum ama dusunmek dahi istemiyorum.
Bu urkutucu yolculugun ardindan aniden karsimizda beliren otel aklima 2.sinif korku filmlerini getirdi.Kafam bu traji komik dusuncelerle dolu iken otelin acilan kapisindan firlayan nerede ise bir tay bozmasini andiran,durmadan cigerleri yirtilircasina havliyan kopek ve Otelin isletmecisinin sahneye cikmasi sinirimi iyice bir bosaltti.
Aniden kopek ortadan kayboldu,2.sinif korku filminden karakter otel isletmecisi de son derece nazik ve yardimsever bir eda ile cantalarimiza yardim ederken ben hala kafamda kurdugum seneryodan kurtulamistim.
Otel tahmin edebileceginiz gibi 3 yildizlik.Odamiz, buyuk ancak minnacik bir banyodan ibaret. Mese takimlar temiz carsaflar calisan bir banyo o an icin bizi mutlu etmeye yetiyor.
Nasil olsa geciciyiz kalici degil sabah oldumu yolumuza koyulacagiz.
Kafami yastiga koydum ve uyumusum.

Sabah cep telefonum ile otelin resmini cektim.

14 Mar 2010

İstanbul 2010

İstanbul'daydık 2 hafta Ocak ayında evet gülümsediğinizi taa buradan görebiliyorum.Üşengeç bir kişiliğim var şimdiye kadar beni çözmeli idiniz.
Bu sefer öyle uzun uzun gezmemiz yoktu genelde çekirdek aile takılması yaptım.

Amerikadan annemin teyzesi gelmişti.Bana çok iyi geldi çooookkk uzun zamandır görmemiştim Esin teyzemi. Kısmetmiş. Yemekler yedik ağız tadıyla. Balığa doydum.

Biri Bostancı da diğeri Tuzla da olmak üzere iki kere ziyafet çekildi bizlere :)

Bu sefer Subaşı aile toplantısı Yalova Termaldeydi. O kadar özlemişim ki herkesi. Güzel geldi.
Sıcacık teral havuz. Soğukta havuzda yüzmek .... Muhteşemdi.

Birde arkadaşlarıma şöyle bir merhaba diyebildim. Boncuğumu çok göremedim ama Allahtan kiyokim bu sefer daha sık geldi. Müjümle buluştum.Sinema keyfi yaptım.Hem Avatar,hem de Yahşi Batı'ya gittim.

Bu sefer kız kardeşim Rahmi Koç müzesine götürdü bizleri. Yeni arabasına doluştuk Edward şöför koltuğuna oturdu. Güzel bir gün geçirdik.
Değişik objeleri bir çatı altında toplamışlar arabalar eşimi kendinden geçirdi.Çok sever eski arabaları.
Bir güzel etkinliğimde alışveriş oldu.Özlüyorum ağız tadıyla
Resimleri en kıza zamanda yüklemeyi planlıyorum.
İyi hafta sonları

23 Şub 2010

Yilbasi Ve Amsterdam




31 Aralik’ta yine kar yine soguk.1 Ocak’ta Istanbul ucusumuz oldugundan isi tehlikeye atmamak adina yilbasi gecesi Amsterdam’da kaldik. Is cikisi,esimle bulusup, tren ile merkeze gittik. Otelimize yerlesip yemek yiyecegimiz Ispanyol restaurantina gittik. Sokaklarda yururken esimin dikkatini ceken sokakta birbirine karsi duran binalar sehrin yavas yavas suya batmasi yuzunden gittikce birbirine yaklasmis gokyuzune baktiginizda bayagi bir hissediyorsunuz.
Sari kizimin esprisi dogru galiba.Hollanda’da cocuklar yuzme dersi alip sertifika almak zorunda.Aksi taktirde havuza yada denize sokamiyorsunuz.Sarikizimin yorumu ‘ Batiyorya ulke suya bogulmasinlar diyedir’ .
Yemekler cok iddiali degildi ama Sangria beni gevsetti biraz fazla icmisim.
Resimdede goruldugu uzere :)



Hollanda’da sevmedigim bir adet yilbasi gecesi sivillerin silahlanir gibi havai fisek almasi.Bir sene sacim yanmisti. Otele erken donup camdan gosterileri izledik.



Ay isigi muhtesemdi.Gokyuzu tertemiz ‘ mavi ay’ diyorlar.Resimlerde umarim o guzelligi yakalamisimdir.



Ertesi sabah ucusumuza gitmek icin erken kalkip yollara duzulduk.




22 Şub 2010

Ve Christmas….2009



Aralik ayinda havalar o kadar guzel gitti ki sicakliklara inanamiyorduk. 21 Aralik sabahi kar yagisinin tren hatlarini olumsuz etkilemesi yuzunden ise gidemedim. Esim saolsun Amsterdam’ da open office sistemi ile calisan is yerinde kendine masa ve gun icinde arabayi park edecegi otopark ayarladi.Bina benim ofisim bulundugu meydanda bir kosede.3 gun boyunca beraber ise gittik.Otelde konakladik 2 gece dolayisi ile yemek bulasik temizlik yol derdimiz yoktu. Esim ne kadar buyuk fedakarlik yaptigimi soyledi bu 3 gunluk program boyunca.Noel arefesi esimle her yil oldugu gibi Breda’ya gittik.Bu sefer gec kaldiklari icin sehrin disinda yeniden insa edilmis kucuk bir kiliseye gidildi. Ben artik Hollandacayi biraz cakmaya basladigimdan mi bilemiyorum benim icin zevkli bir aksamdi.Eve dondugumuzde gece yarisini gecmisti.Yemegimizi yiyip yattik(adetleri ozel bir tatli corekleri,kiymali borekleri oluyor)
Sabah gec kaltik.Ablasi ve erkek arkadasi gelince grup tamamlanmis oldu.Yemegi son 2 senedir disarida yemegi tercih ediyoruz.Ablasi Noel yemegi sirasi kendisine gelince yan cizdi.Stresi kaldiramiyormus. Bana cok komik geliyor.Cunku kendisi haftada 3 gun calisiyor.Eve temizligine gelen bir bayan var. Ve topu topu 4 kisi fazla yemek yiyecek.Bizdeki Bayram sofralarindan sonra bana tuhaf geldi.
Neyse bu sefer de hos bir mekandaydik.Ulasmak icin buzda yavas yavas yuruyerek restauranta ulastik.Tika basa dolu.Tek bir bos masa yok.Ama servis muhtesemdi. Tikir tikir. Guzel bir aksam gecirdik.Kahveden sonra biz Eindhoven’a donduk.
Noel’in ikinci gunu kayinpederim ve kayinvalidem hediyeler icin bize geldiler. Gorumcem(umarim dogru yazdim hic anlamamam bu sub aile deyimlerinden Nurkomun kulaklari cinlasin) hediye alip vermeyi de istemedi. Ben hazirlandim. Hediyelerimi agacin altina dizdim. Yemeklerimi yaptim.Guzel bir aksam gecirdik.Yatiya kaldilar.Hep beraber kahvaltimizi yaptiktan sonra kahve sohbet derken evlerine donduler.

Esim bana noel hediyesi olarak siki durun hayalimdeki pembe netbooku aldi.Artik oradan bildiriyorum. :)
Bir noelimizde boyle gecti.

11 Eyl 2009

Tatil dönüşü çat.....


Evet tatilden döndüm, dönüş yazısına pekde benzemedi yazım ama yazmayı ertelediğim belki hala inanmadığımdan kaybettiğim minik dostumu yazmak istedim.İlerde hatırlansın istedim. Benim için önemli idi çünkü.

Neyse efendim tatilden döndük.Antalya daydık 1 haftalık bir dinlenme güç toplama. Herşey dahil bir tesisti bizimkisi. Ye iç yat yüz oku seyret gül eğlen danset modundaydım.

Bir gece Anadolu Ateşine gittik ve bayıldım Eindhoven daki gösteri yanında solda sıfır anladım ki sahne önemli.

Ufak tefek yaralanmalarımız oldu.Eşim su kaydırağından kayarken bindiği bot alabora olmuş ve gözlüğünü kırmış. Benim kulağıma su kaçtı ve tüm çabalarıma rağmen çıkmadı.Uçağa bindik benim elim kulağımda eşimin gözlüğünün bir parçası eksik basınça acım inanılmaz nerdeyse 2 sıra önümüzde oturan bebeğe eşlik edicem indik. Türkiye'de sayfa sayfa incelenen pasaportum Alman görevlice fazla ilgi görmedi İyi geceler dilenerek Avrupa Topluluğu sınırlarına adım attık.
Yolda 10 araç önümüzde kaza olup hendeğe araba yuvarlanınca 1 saat bekledik Allahtan yaralanan olmadı. Arabayı kaldırdılar bizde yolumuza devam ettik.

Eşimle kaldığımız tesiste gözlemler yaptık. Ruslar son derece rüküş,Hollanda'lılar ne olduk, İngilizler naturel cidden abartı derecesinde en gürültülü gruplarda İsraillilerdi.
Eşim birgün bana bu tesisteki tek olumsuz şey ne biliyor musun 'misafirleri' dedi. Çalışanlar gerçekten çok güler yüzlü ellerinden geleni yapıyorlar ara sıra kendi aralarında çekişmeler oluyordu anladım ki biz insanlar her iş dalında aynıyız.Mutlaka tembel biri var,eğlenceli olan,dedikoducu,fettan,agresif,sevimsiz,dalevereci,umutsuz,pozitif,rahat,çalışkan vs ... izleyin bakın sizlerde göreceksiniz.

Tatil dönüşü tıkalı ağrılı bir kulak çeşme gibi akan bir burun sahibi oldum. Ağrı dayanılmazdı eşim Salı günü beni aile doktoruna götürdü. Dr bakar bakmaz 'kulağınızla oynadınız mı' diye sordu içinde parça kalmış ve iğrenç görünümlü uzun bir cımbızla çıkardı.Canım yandı ama kulağımdan belki bir tırnak boyu bile olmayan parça çıkar çıkmaz rahatladım. Doktor bana antibiyotikli damla yazarak beni şaşırttı burası için kolay bir durum değil kulağınız düşene kadar bekleyelim derler zira :) Bu doktor direkt ' enfekte olmuş işi şansa bırakmıyalım damlaya başlayın lütfen' diyerek beni ikinci kez şaşırttı.
Ama bu kadarla kalmadık maalesef ben toparlanırken eşim inanılmaz hastalandı. Yatak döşek yatıyor. Pazartesiye kadar 'hasta rapor' etti kendini. Burada bir sistem var. İş yerine hasta bildirdiğinizde ya iş yeriniz size aramanız için bir numara veriyor ya da direkt kendileri arıyorlar Arbomed sizi kontrol ediyorlar. Ya emekli bir doktor yada bir görevli sizi evde ziyaret ediyor yada gün içinde herhangi bir saatte telefon ile arıyorlar. 3 günden sonra ana merkeze gidiyorsunuz iş doktoru sizi muayene ediyor.Ve rapor hazırlıyor bir nüsha size diğer nüsha iş yerinize posta ile gidiyor.İşi sağlama almışlar eşim bana kızdı Pazartesi hasta rapor etmedim diye. Anladım ki ben köle hamurundanım. Hollandada yaşam süreleri uzun çünkü bu insanlar cidden hayatlarının kıymetini biliyor. Eşim ayrıca bana etrafındakileride hasta ediceksin diyerek vicdan yaptı :( ama ben çok birşeymiş gibi çalıştım.
Neyse efendim en kısa sürede fotoları koyacağım.
Biz bu yıl WOW Topkapı Palace idik. Tavsiye ederim. Eşimle diyoruz ki belki gelecek sene paraya kıyıp Mardan Palace yaparız kim bilir.

5 May 2009

Bir Buluşma Hikayesi



Hikayemiz 09 Nisan 2009 Saatlerimiz 14.30 gösterirken başladı.Sarı kuzum ve yavrusu bagajları ve meşhur arabaları ile cümbür cemaat o kapıdan çıktıklarında başladı.
Bir sarı kuzu,1 baston araba,onu iten bir adet Bora, kurabiye,kitap oyuncak ıvır zıvır yemek vs bulunan bir çanta bir kuzunun çantası paşa açım dediği için Burger King'in yolunu tuttuk.
Yemekten sonra aynı grup trene bindik kendimizi Eindhoven'a attığımızda eşim bizi bekliyordu. Arabaya doluşup bağıra çağıra sohbet ederek eve vardık. Eşim çalışması gerektiği için bizi eve bırakıp ofise döndü. Bizim için bulunmaz fırsat. Yemek yiyip Borayı yatırdık ardından yıllar önce VHS kasede kaydettiğimiz şimdi DVD den aynı zevkle izlediğimiz Over Board güvertede filmini dvd ye yerleştirdik ben bir koltuğa sarı kuzum bir kolduğa kıvrıldık arada lafladık o yanımdaydı bundan daha büyük bir zevk daha olabilir mi :)

Ertesi gün Bora'nın uyumamıza izin verdiği süre boyunca uyuduk.Eşim işe giderken ki biz 'Goode Vrijdag' tatilinden yararlanarak kendimizi Maduradam a attık.10 Nisan dan itibaren Susam Sokağı ile ilgili bir salon açılacağını duyurmuşlardı.Baraya sözümüz vardı. Bora'nın ekolü Elmo'yu gördük sonradan öğrendiğimize göre çok şanslıymışız Elmo Cuma günü Edi büdü cumartesi minik kuş vs diğer günler değişmeli çıkıyormuş.Kendisine hediye olarak tickle me elmo almıştım ancak onunla yatmak istemesi pek hoş olmadı zira hem fazla yer kaplıyor ayrıca harekete duyarlı :) Susam sokağında Elmo peluş bebeği görünce hemen atladım. Didem'e dönüp anne bak artık kurabiye,elmo ve chucky dördümüz yatabileceğiz deyince gülmekten kırıldık.





Maduradam da feth edilerek eve gururla döndük. Edward akşam bahçeyi temizledi sandalye masa yerleştirdi Bora peşinden ayrılır mı hele hortum takılmış sulama yapılıyor.


Biz hemen Bora'yı yatırıp Lost'a oturduk.
Sabah kalkmışız bir yorgunluk var hepimizde eşim annesinin doğum gününe gidecek hediye işi tamam çiçek alınacak alışveriş merkezine yollandık. Woendsel winkel centrum.
Burada takılıp eve döndük.
Ertesi gün Paskalya önceden herşey hazırlanmış. Yumurta boyaları,sepet,kahvaltı için malzemeler....
Ve Paskalya Hollandaca Pas. Hemen kahvaltı soframızı kurduk eşim ve Bora'dan ilk itirazlar geldi biz resim çekmek isterken.


Ardından bahçede yumurta boyadık eşimin sakladığı yumurtaları bulan boraya Paskalya ile ilgili hediye kutumuzu verdik.
Eşim bizi daha sonra Eindhoven'da kurulan açıkhava sergisine götürdü.Bora eski çağlarda çocukların oynadığı oyunları oynadı hatta kendisi eşimin yardımı ile odun kırdı. Zırh kuşandı.


Ertesi gün yollara düzüldük Keukenhoft'u rotamız.
Yol boyunca Bora kokudan şikayet etti.Kendisine bunun gübre olduğunu gübrenin hayvan pisliği olduğunu açıkladık.Hayretler içinde kaldı.Renk cümbüşü o harika kokular içinde güzel neşeli bir gün geçirdik.Akşam benim alerjimin kaynağı olan kuş tüyü yorganı kaldırınca sabaha kadar açılmıştı ciğerlerim.


Landal Park'ta tuttuğumuz eve gitmek için yola çıktık.Öncelikle Arda'yı havalimanından almamız gerekiyordu ama maalesef yolumuz 1 saat 45 dakika fazla sürdü. Trafik kazası bizi o kadar süre yolda koydu.Hep beraber kısa bir Amsterdam turu yapıp Landal Park taki evimize gittik.

Bora Paşa tüm parkı keşfedip göl kenarındaki parkta top havuzunda oyalandı. Keyifli bir 3 gün geçirdi.Ertesi gün Burger's zoo ya gittik tüm gün dolaşmaktan perişan olduk.Hava son derece keyifli idi.
Perşembe tembeldik eşim bizi Leystad taki outlet center a götürdü alışveriş ile güzel bir gün geçirdik

Resimler Landal park,Leystad ve Cheese Farm Boerkaas dan.


Cuma eve dönüş yolunda bir peynir çiftliğine gidip peynirlerimizi aldık.Tadarak deneyerek aldılar. Keyfine vara vara.


Cumartesi sabah kalktık sanki gri geldi mevsim bana. Sarı kuzumun kokusu burnumda uğurladık İstanbul'a.

Not: resimler üzerinde sonunda yazı yazmayı başardım.Teşekkürler Delfina