26 Ara 2008

Sobe....!!!

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cuma, Aralık 26, 2008 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Sevgili adaşım beni sobelemiş.Ancak araya Noel girince biraz gecikti yanıtım lütfen kusuruma bakma. Nane şekerinin çantasında yok yok.Çevirip döktüm kaybettiğim blok notum içinden çıktı ki deli dana gibi evi döktüm onun için.
1-Cüzdanı
2-Cep telefonu
3-Bir paket bisküvi
4-Küçük şişe su
5-Kitap
6-Hollandaca ders notlarım-mini blok
7-şu an ** vitamin soğuk algınlığı için ilaçlar.
8-İpod'um bazen PSP imi alıyorum biliyorsunuz yol uzun çekilmiyor.
9-Evim dergisi aralık ayı sayısı
10-Kağıt mendil
11-Dudak merhemi

Not: Spor çantası benzeri battal boy bir çantam vardı :)

Ben de Kiyokimi sobeliyorum sende ne var Kiko dökül çabuk.

Pınarcım resim koyamadım zira makinam bavulda yarın İstanbul'a sevdiklerime gidiyorum.
Dönüşümde Londra seyahatimizi,Noel ağacımız,noel kutlamasını yeni yıl yazım yeni listem ve tabi İstanbul seyahatimizi yazacağım.

12 Ocak tan sonra görüşmek üzere.

Herkesin Yeni yılı kutlu olsun.

Nane Şekeri


glitter-graphics.com

16 Ara 2008

Haftasonu Kaçamağı : Köln

Gönderen Nane Şekeri zaman: Salı, Aralık 16, 2008 6 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Aniden karar verdik.Rezervasyon yaptık atladık düldülümüze açtık TomTomu vardık Köln'e.
İlk izlenimim soğuk,kasvetli boğucu biraz depresif bir şehir.II.Dünya savaşında yıkıldığı için şehir yeniden yapılandırılmış pekte güzel olmamış. Çok karmaşık çeşit çeşit yorucu binalar karanlık sokaklar ben o kadar hoşlaşmadım açıkçası ama KerstMarkt ları muhteşemdi. Çok zevkli 2 gün geçirdim.Cumartesi öğlen vardığımızda ilk durak Çikolata müzesi oldu. Çok ihtişamlı olmasada gezerken keyif aldım ve evet Boncuğum senin için fotorafladım.
Avrupa'da en hoşuma giden şey her yaştan çocuğu müzeye getirdiğinizde oraya dokunma buraya dokunma yapmak zorunda kalmamanız.Çocuklar dokunarak görerek duyarak öğrenir kuramından heryerde interaktif puzzlelar,açılan kutular.
Bir çocuk ayının postu nasıldır sadece resmini görmüyor dokuna biliyor. Yada vanilya nasıl kokar baş düğmeye vanilya kokusunu kokla,aç kapağı vanilya bitkisini gözlerinle gör.

From Çikolata Müzesi Köln 2009


Hemen çıkışta eski zaman noel marketi kurulmuş gezmek için EUR 2,5 isteyince girmedik.Tuhaf geldi açıkçası. Arabamızı bedava bir alana park ettiğimizden valizimiz yüklendik doğruca otelimize yürüdük.

Otelimiz Dom'un hemen 200 mt ilerisinde bir sokak içindeydi. Merkezi bir alan oda temiz ama gösterişsizdi.Sabah kahvaltısı oldukça iyiydi.Kararında bir açık büfe.

O akşam planladığımız restoranda yemek yiyemedik.Ancak daha sonra bulduğumuz Meksika-İspanyol restoranı cidden çok güzeldi.Mojitayı devirdim.Maalesef Fajitayı bitiremedim. Acayip büyük bir porsiyon geldi. Yanında pilav ve kimyonlu sıcak fasulye(barbunya fasulyesi) ile servis ettiler.
Akşam Yemeği


Ardından ver elini Kerstmarkt.Sırayla gezmeye başladı Neuwmarkt oldmarkt vs vs.. Saat ona kadar heryer açık.Glühwine'ı da içince iyice gevşedim.
Bir tezgah vardı ki beni mest etti.Evet bayanlar toplanın başıma söylüyorummm ve söyledimm.... KURABİYE kalıpları .... Bir sürü kalıp aldık.Çeşit çeşit. Mest oldum.
Sonra eşim bana atraksyonlu bir yeni yıl şapkası aldı.Milletin kafasındaki sıradan şapkalar gibi dandik değil hemde ciddi ciddi taktım bende bayıldım.

Kerstmarkt Köln 2009


Ertesi gün Dom'u ziyaret ettik. İçerisi ferah ve aydınlıktı şehrin tüm o karanlığına rağmen.Tüm ihtişamı ile yıllara savaşa meydan okumuş.


Bu kaçamak bana ve eşime iyi geldi. Gelecek sefer Luxemburg şato yapalım dedik bakalım kısmet ne zamana :)

8 Ara 2008

Bayram Yazım 2008

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazartesi, Aralık 08, 2008 6 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Her bayram bir bayram yazısı yazmayı kendime adet haline getirdim. Bu bayramda yazmadan geçmeyim sonra unutulur gider diye düşünüyorum.
Benim ailem bize her bayram mutlaka yeni bir giyecek alırdı. Bu yeni bir gömlek,ya da çorap bazende maddi duruma göre tüm kıyafetler çoraptan tokaya kadar yeni olurdu.
Mutlaka Arife(arefe mi denir bilemedim) günü mutlaka banyo yapılırdı.
O zamanlar sabah hepimiz erken kalkardık Babam Bayram Namazından gelir,hepimiz giyinir kuşanır annemin babamın elini öper hep beraber kahvaltımızı yapar il durak Babaannemlere gidilirdi. Bayramın gelmesini beklediğimiz haş haşlı çörek mis gibi kokutmuş olurdu evi. Babaannem döktürürdü su börekleri,sarmalar ben sormadan babaannem Hilal Halama 'Hilal Pınar reçele yer çöreği reçel koy kızıma'.Babaanem bizi şımartırdı.Babaannemin 5 çocuğu vardı kendi doğurduğu iki tane çocuğuda rahmetli Samahat Teyze(Kız kardeşi) den ona yadigar. Babamlar hep içiçe yetişmişler kardeş gibidirler birbirlerine kuzenleri ile.Benim içinde o amcamın babamın kardeşi olan amcamlardan hiç farkı yoktur yada halamın babamın ablası yada kardeşinden olan halacıklarımdan.Babam dışında kardeşlerinde hiç kız çocuk yoktur. Biz kız kardeşimle çok sevilerek büyütldük.Amcalar halalar teyze dayı hep bekardı bizler varken. Dolayısı ile ellerinde büyüdük. Her bayram bir araya gelirdik taki bizler büyüyüp arıza çıkarana kadar. Şimdi kendime çok kızıyorum. Ama geçti bitti. Bak diyorum kendime bu bayram yanlızsın yine. İş yerinde tüm arkadaşlarla bayram kutlaması yaptık ama aynı değil özlüyorum.Elimde değil.Kıymetini bilemedik diyorum kendime.

İyi Bayramlar

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazartesi, Aralık 08, 2008 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar


Böyle şirin kart seçeneklere bu linkten ulaşabilirsiniz.

Yeni Tutkum

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazartesi, Aralık 08, 2008 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Ben Jane Austen'in romanları okuyarak büyüdüm.Favorim Emma ve türkçesi Aşk ve Gurur olan (Pride and Prejudice) dir. Keira Knightly 'in yorumladığı Elizabeth karakteri beni tekrardan büyülemişti.Bu gece tesadüfen FOX LIFE kanalında 'Lost in Austen' adında bir diziye takıldım.Ve bayıldım. Amanda Price adında genç bir bayan aşkın peşinde hayatını Austin kitapları ile kıyaslarken, bir gün banyosunda Aşk ve gururun bayan karakteri Elizabeth ile karşılaşıyor ve hikaye başlıyor. Şiddetle tavsiye ederim ben bayıldım. Eğer eski zaman aşk romanlarını o zamanın kadın karakterleri seviyorsanız hemen ekran başına derim. İngilizce orjinal dil,alt yazılı. Ayrı bir keyif orjinal ses ile izlemek.
Keyifli seyirler.
Resim Itv sayfasından alıntıdır.

23 Kas 2008

Eindhoven'da yılın ilk karı

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazar, Kasım 23, 2008 7 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Eindhoven'da ilk kar


Cumartesi sabahı hoş bir sürpriz ile uyandık.Eşim aşağı kata inip günün ilk kahvesini hazırlarken yukarıya seslendi,"gördün mü heryer bembeyaz" diye paldır küldür indim aşağıya.Yaşamımda karın ayrı bir yeri vardır.Eşim güldü "yukardan baksaydın da aynı manzara" diye.Hemen fotoraf çekmeye başladım.Kahvaltı bile etmeden.
Aklıma çocukluğum geldi.Biz Erenköy'de kiralık bir dairede oturduk bir dönem.Erkek kardeşim doğunca ailem ilk evlerini aldılar. Erenköy'de otururken daha 2 kardeş iken kar yağdığında annem ikimizi sıkı sıkı giydirir(Dido hala senin kırmızı paltonu hatırlıyorum) kumda oyun oynadığımız kova,kürek,tırmık ne varsa alır bahçede kar oynamaya indirirdi.O zamanlar o bahçe bize o kadar büyük gözükürdü ki sormayın.Yıllar sonra bir kere arkadaşlarımızı ziyarete gittiğimizde inmişti o kar oynadığımız bahçeye ve o an "bu mudu bana dünyalar kadar büyük gelen bahçe" diye. Yıkık dökük gelmişti.Çardak bir bakımsızdı sanki ağaçlar cılız. Güller eskisi gibi kokmuyordu.Çocuk sesleri gelmiyordu bahçelerden.Bizler güzel bir çocukluk geçirdik.Herşey kararındaydı. Ceviz ağacından ceviz toplayıp ellerimizi karartık çıkmazdı merak o cevizin tadı da başkaydı. Ya çam ağacından düşen kozalaklardan yediğimiz binbir emek çıkarıp kabukları kırıp içinden minnacık dişinizin kavuğuna bile gitmeyecek bir çam fıstığı için girilen onca eziyet.Ama değmiş baksanıza ne kadar zevklendiriyor beni çocukluk anılarım.
Kar yağarken gene zevklendim eşim de eğlendi benim bu çocukça eğlencemden. Önce ağır ağır tembel tembel yağdı kar hiç acelesi yoktu birden uçuşmaya korkup kaçmaya başladılar rüzgarla. Bayağı bir seyrettım.Sonra üşenmedim kendime çay demledim.Kuzunun gönderdiği bardağımla keyifle yudumladım çayımı. Cheese cake vardı yanında tarifine buradan ulaşabilirsiniz. Diyet hak getire kızma didocum :) Bugün de evimi akladım pakladım. Camı açıp havayı kokladım.
Edward bana yeni bir bitki aldı.Çiçek açınca görücem çiçeğin rengini sürpriz olucak bir nevi.Orkidemin son hali :


Gülleri unutmayalım masamı süslediler.

Eindhoven'da yılın ilk karı yağarken İstanbul Lodos ve yağmurla yıkılmış.

20 Kas 2008

Cok anlamli bir kampanya

Gönderen Nane Şekeri zaman: Perşembe, Kasım 20, 2008 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Gecenlerde sevgili Nilufer'in sayfasinda okudum.Benimde corbada tuzum olsun istedim. Dayanamadigim seylerden biridir Cocuklarin taciz edilmesi. Ulkemde son zamanlarda okudugum olaylar kanimi dondururken Avusturya'da olan olay.Daha niceleri var.



Kampanya bu linkten ulasabilirsiniz.

18 Kas 2008

Yorgun Savaşçı

Gönderen Nane Şekeri zaman: Salı, Kasım 18, 2008 4 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Utanıyorum söylemekten ama gerçekten kendimi yorgun hissediyorum. İçimden hiçbirşey yapmak gelmiyor.Ekonominin gidişatı,işten çıkarılmaları duydukça kanım donuyor,eve geliyorum biraz ruhum dinlensin istiyorum ama eşim bu sefer içindeki tüm karamsarlığı,negatifliği,evhamı ile endişelerini kusuyor üstüme. İşten çıkarılmaması lazımmış 2010 Ocak ayına kadar hesaplar kitaplar yapılıyor.Soruyorum doğal olarak öyle bi durum mu var? diye cevap yok ama hesap yaptım biliyim diye be adam biliyorsun şimdi başın mı göğe erdi mutlu musun daha mı huzurlu oldun. Yorgunum.Çok şey mi bekliyorum hayattan diye düşünüyorum. Mızmız bir insan mıyım? diyorum kendi kendime. Utanmalı mıyım ? Sonra aklıma takılıyor neden? utanıcaksın. Böyle bir ortamda çocuk istediğin ama cevap' Daha oturum iznin uzamadı?! nereye çocuk ekonomi alaşağı neyine güveniyorsun' olduğu için mi. Yoksa deli gibi kendimi yemeğe verip pişman olduğum için mi!?Bakımsız Tarzan gibi dolaştığım için mi... Evet utanıyorum. Neden yaptım böyle diye? Ortada olumsuz birşey yok neden sıkılıyorum neden uykusuzluk çekip günümü rezil ediyorum.Neden tedirginim.
Cevabı bilmiyorum. Ama biraz önce eşim ben merdivenlerden aşağı inerken 'Kötü haberim var Ocak 2010 a kadar işimi kaybetmemem lazım' dediği an şimşek attı beynimde. Hey haytt yeter be. Geleceği de bir yere kadar kontrol ederim. Bu dakikadan sonra Anı yaşıycam kardeşim dedim içimden.. Eşim hala olmayan kara haber tellallığı yapıyor.Ben atladım lafa ' Eeee o zaman ne yapıyoruz bir tanem İŞİMİZİ kaybetmiyoruz' Yeter ya bende insanım. Polyannacı hiç olmadım ama kara kara senaryolarlada çok içli dışlı değilimdir.Kendime günlük plan yaptım.
Biraz kendim için yaşamak istiyorum.Tüm bu koşuşturmanın içinde biraz huzur istiyorum.Belki ev alamıyacağım,belki zayıflıyamıyacağım,belki çocuk sahibi olamıyacak belki evliliğimi yürütemiyecek belki işimi kaybedeceğim bilmiyorum. Ama daha bunların hiçbiri olmadan üzülmek istemiyorum.Olunca zaten üzüleceğim biliyorum. Daha ötesi var mı???
Not : Çocukken en sevmediğim kitap Polyanna idi. Hala neden diye düşünürüm.Heidi idolüm dü Polyanna dan neden hoşlanmıyordum bilemiyorum.

17 Kas 2008

Kaba bulasmis kek Hamuru

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazartesi, Kasım 17, 2008 6 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Cumartesi gunu birden aklima geldi kek yapmaya karar verdim. Zevkle karistirdim malzelerimi.
Kek kalibina doktum kek harcimi ve o birden beynimde bir simsek atti :) Cook kucukken daha ilk okul caglarinda bile degilken annem Krups marka mikseri ile kek yapar ben ve sari kuzu didem kaba bulasmis kek harcini minik kasiklarimizla yedigimiz aklima geldi. Kekten daha lezzetli gelen o harci yemek icin sabirla beklerdik. Annem daha fazla biraksin diye baski bile yapardik.Biz kardesimle kucukken guzel anlasirdik. Cesitli eziyetlerim olurdu kendisine o ayri :) Her yasta bizim arkadasligimiz da degisti. Bir donem kendisini istemez oldum ki hala o donem icin pismanliklarim vardir. Cogunlukla herseyi onunla paylesirdim. Universite 1.sinifta 15 dersten kaldigimi ilk o ogrenmisti. Yada lisede okulu kirdigimi ilk onunla paylasmistim. "Didem soz ver bak anneme soyleme sakin..." derdim ,o da " Ben soz veriyim de seni ne yapicaz abla sen dayanamazsin hemen yetistirirsin anneme" derdi. Dogru bilir beni cadi :0 hic dayanamazdim kendimle ilgili her sirri her olayi hemen acik ederdim :) 27 hafta sonu canimiz sikilmadan "7 kardese 7 gelin" filmi seyrettik. Ya da haftalarca ayni sandvici yerdik.
Kucukken sadece benimle vakit gecirebilmek ugruna kardesim salcali kurabiye bile yemistir.
Sulandirilmis balik krekerli asma yapragina dolmalari saymiyorum.
Daha 4 yasindaydi ben yokken dedem buna cikolata almis. Didem asli kendi icin birsey istemezdi cok nazik ve ketumdur. Bu dedeme ablamin cikolatasi olmiycak mi diye sormus dedem hemen benim cikolatami ona vermis. Ben eve gelene kadar beklemis benim cikolatami verebilmek icin.
Benim somurturken ki tek resmim sari kuzunun dogdugu gunmus. Cok kiskanmisim kendisini anneme " ne zaman birakicaz bunu hastaneye" dermisim.Kiskanilmaz mi. Kendisi 10 aylik dogmus. Saclari uzamis hain hemsirede kendisini susleyip getiriyor :) Ilerki yaslardada upuzun bal rengi kahverengi saclari vardi kiskanirdim benimkiler kivir kivir taranmaz meret kisacik kesilir saclarim buyukannem rahmetli tulbentle bana sac yapardi :)
Buyuduk bende sac yapabilme kabiliyeti sifirin altinda 2 hep dido kosardi yardimima. Birgun ise gittim boncuk didem ne guzel yapmis sacini demisti.bozulmustum. Nerden anladim dedim,kizcagiz Pinar canim sen herseyi guzel yaparsinda su sac olayini pek beceremiyorsun :) demisti kizara bozara.
Annemin yataginda kudurmalarimiz aklima geldi bir kaba bulasmis kek harcindan :)
O zaman annemi bir kere daha takdir ettim ne iyi etmiste Didomu dogurmus diye. Bircok arkadasim oldu. Bazilarinin isimlerini bile hatiliyamiyorum hayatimi etkileyen.Dostlarim var ama Didom bir baska.Hala bir araya gelsek annemin yataginda yan yana yatar saatlerce konusuruz.
Inanin o kalipta kalan hamurun tati bile kuzumla yedigim kadar lezzetli olmuyor.

11 Kas 2008

Hoş bir Kasım Sabahı

Gönderen Nane Şekeri zaman: Salı, Kasım 11, 2008 5 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Cumartesi pür neşe heyecan uyandım. Haftasonu olmasının yanı sıra planlarımı harekete geçirmek için acayip bir enerji ile dolu idim :)
Eşimin 1961 model bir Peugoet arabası vardı. Mavi bakımsız ama eşim için pahabiçilmez.
Cumartesi sabahtan onu satan alan bey geldi. İri kıyım heryeri dövmeli bir araba tamircisi. Bir hafta önce o koca cüsseli adam arabayı görür görmez vurulduğunu motorun sesini duyana kadar uğraşması gerektiğini söyleyip gecenin kör karanlığında saatlerce uğraşan bu adam eşiminde içine sindi. Bugün arayıp araba ile 200 km yol yaptığını motorun muhteşem çalıştığını arabasını sevdiğini söyliyecek kadar nazik bu bey beni de mutlu etti.Arabamızı satınca depomuzdaki tüm yedek parça arabaya ait ıvır zıvır da çıkınca depomuz bomboş oldu darısı çatı katının başına.
Geçtiğimiz hafta sonu pazar yapmadık onun yerine alışveriş merkezimizde takılmayı seçtik.Benim takıldığın mutfak malzemeleri satan dükkan 2-3 hafta kadar önce kapanmış dekorasyon yaptıklarını Kasım da kapılarını yeni bir çehre ve isimle açacaklarını kapısına not bırakmayı ihmal etmemişti. Bizde açıldığı günün ertesi sabahı ordaydık. Çok hoş birsürü ıvır zıvır getirmişler.İçine likör koyulan çikolatan yapılmış one shot kadehlerden,mezeleri içine yerleştirebileceğiniz yenilebir kraker kaşıklardan aldım.
Makrodan da Braun'un el blenderını satın aldım.Alır almaz ekmekler çekildi,taratorlar yapıldı salatalara süsler hazırlandı.
Yemek tariflerimi yeni bloğuma -aslında eski ama bir türlü hayata geçiremediğim bloğuma- yazmaya başladım.Yeni blogda sadece yemek tarifleri resimler mutfak aletlerimi vs. bulabilirsiniz.
Onun dışında fotoraf makinamın azizliğine uğramasaydım sizlerle Halloween*cadılar bayramı* için hazırladığım şeker hamurlu figürlerimin hepsini şekerlemelerimi paylaşacaktım. Şimdi sadece ilk çalışmam ki onu da haftalar öncesinde yüklediğimden burada yayımlıyorum. İlk denemem olduğu için hatalarım var boynu desteklemem gerekirdi.
Fotoraflarım içinde giden mink cadım,örümceklerim güllerim :=) Yemeseydik tekrar çekecektim maalesef bir daha ki sefere.
Wilton'un kalıbı ile şekerler yaptım. İlk denemem için başarısız diyebilirim.
Çikolata yapmayı planlıyorum.Denemelerimi yemek bloğumda paylaşacağım.
Daha önce pazardan aldığım çoraplarımı da yayımlamam gerek unutmamak adına.


Haftasonu aldığım güllerimi sizlerle paylaşıyorum.Hepinize iyi haftalar dilerim.
Çiçekler

5 Kas 2008

Sonbahar Huzun ve Hollanda

Gönderen Nane Şekeri zaman: Çarşamba, Kasım 05, 2008 3 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Istanbul’da Pastirma Yazlari yasanirken,Hollanda’da Kis basladi. Gecen hafta 3 dereceleri gorduk.Inanilmaz kasvetli bir ortamdi.Karanlik yagisli.kimi zaman sisli bembeyaz bir aydinlik. Bu sene Kis gec geldi Hollanda’ya.Iliman bir sonbahar yasandi burada. Gecen yil tam bir kabustu. Yaz kis ilkbahar sonbahar hep yagis hep yagis millet hep iliman ulkelere kacti soluklanmak icin.

Kisin gelmesi ile kabanlar,kaskollar eldivenler cikti.Lahana misali giyiniyorum. En alt tshirt(ofis Hawai mubarek) uzerine hirka(kolidorlar klimali) onun uzerine mont (sokaga cikiyoruz dimi).Bazen kolumu yukari asagi hareket ettiremiyorum.

Son 2 haftadir agaclarin fotoraflarini cekiyorum. O renk cumbusunu seyretmek bana inanilmaz zevk veriyor. Kirmizilar,sarinin tum tonlari, solan yesiller. Cektigim bazi fotoraflari sizlere de gostermek istedim.

Doga uykuya cekilirken benim evdeki Orkidem yeniden acti. Tomurcuklari gordum ciglik cigliga bir sevinc bende. Hemen fotograf cekildi.

Dun aksam fark ettim ki acan ciceklerden biri kopup dusmus acayip bozuldum.
Orkidem


Ben cicekleri cok severim. Pazardan gecen hafta aldigim cicekler bunlar. Neredeyse 11 gun oldu hala cok guzeller. Hollanda’da cicek olayina bayiliyorum. Laleler basladi bu haftasonu soyle sarisindan kirmizisindan belki morundan vazomda yerlerini alsinlar diye dusunuyorum.

Bu arada Begonvilin saksisini havanin sogumasi sebebi ile iceriye Kolidora tasidik hemen cicekleri dusup gitti.Huzunlendim. Yasasin diye elimden geleni yapiyorum. Ilkbaharda tekrar ciceklenmesini umud ediyorum.

Esim bahcede kisa hazirlik calismasini tamamladi. Bahcemizin son hali budur. Ankara’li arkadasim Onsel hic usenmemis bana Amsterdam’a gelen esiyle cay bardaklari yollamis. Bu haftasonu ‘cam guzeli’olmayi planliyorum.Cayimi demleyip, kitabimi alip camin kenarindaki kanepeye yerlesip tarifleri karistirip manzarayi seyretmek istiyorum .


Eindhoven'dan sonbahar manzaraları

26 Eki 2008

Eindhoven Pazarı

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazar, Ekim 26, 2008 5 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Dün alışverişe Eindhoven'a Pazara gittik.Doğru okudunuz PAZAR. Bildiğimiz pazarlara benziyor ama küçük bir alana kurulu. Sebze meyvemi seçerek aldım. Birde saksıda kekik aldım ki sormayın.
Kendime ev için patiklerden aldım zira burası ciddi soğuk ayaklarım donuyor.
Çiçeklere bayıldım bazılarının resimlerini çektim.
Bu ufacık değişiklik bile beni mutlu etti anlıyacağınız.
Peynir tezgahı,turşucu bile vardı öyle diyim size. Wietnam'lı bir çift yufka satıyordu.
Görülmeye değermiş beni bayağı bir oyaladı açıkçası :)


Eindhoven Pazarı

Anadolu Ateşi

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazar, Ekim 26, 2008 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Çarşamba akşamı Hollanda'ya geldiğimden beri ilk kez böyle bir etkinliğe katıldım. Anadolu Ateşi 'Fire of Anatolia' dans gösterisine gittim. Beklediğimden fazla Hollanda'lı vardı gösteride. Salon küçüktü dolayısı ile dansç sayısı azdı. Perde açıldı arka fonda müzik. Şok oldum ilk izlenimim 'Bu ne? Adeta Yıl sonu müsameresi gibi. Acayip sinirim bozuldu.Aklımdan bir ton düşünce gelip geçiyor. Sahne dar ondandır diyorum.O kadar millet gitti hep iyi eleştiriler okudum. Bir iki dansçı biraz kilolu idi ki bunu bir köşe yazısında okumuştum.Çoğu gerçekten iyiydi. Derken Kılıç kalkan benzeri bir gösteri geldi. Hızlanmaya başladı tempo. Açıldılar 4 erkek dansçının performansı ciddi başarılı idi.Sonra grup olarak yapılan kafkas benzeri dansları da güzeldi.Horonlar muhteşemdi kesinlikle.Sarışın dansöz de fena sayılmazdı :) Millet bayıldı.Ben Semavenleri beğendim.Karadeniz oyunlarıda keyifli idi ama hala sahnenin böyle bir gösterini için yeterli olmadığı görüşündeyim.
Ama Nane Şekeri şuna inanıyor ki bir şeyi yerinde alacaksın. Bu grubuda keşke daha büyük bir sahnede orkestra felan varken izleseydim diyorum.Zira bundan yıllar önce Hürrem Sultan'a gitmiştik Maydonoz muydu neydi oranın adı. Sahne tek kelime ile muhteşemdi. Danslar müzik hepsi çok hoşuma gitmişti. Bu biraz beklentimin altında bir gösteriydi açıkçası. Tabi ben 'Dans' üzerine otorite değilim.İstanbul'da bir kere daha gitmeli ve denemeliyim.

Güncelleme : Haklıyım valla internette bulduğum bu görüntüler kanıtı sahne önemli arkadaş :)

Görüntü 1

Görüntü 2

18 Eki 2008

'I feel like i am at home'

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cumartesi, Ekim 18, 2008 1 yorum Bu yayına verilen bağlantılar

Dün akşam haftalık alışverişimizi yapmak için Wunsel denilen alışveriş merkezine gittik.Biz AH denilen buranın Migrosundan alışveriş yapıyoruz son bir yıldır.İki haftadırda bütçeye dikkat ediyoruz dedik C1000 açılmış orası daha ucuz olur gidelim bakalım dedik. Alışveriş yaptık eksikler kaldı ben tamam yarın super de bor yaparım dedim eşim yok AH ye gidelim hem fiyatlara bakıcam ben dedi. Ben eksikleri tamamlıyorum bu geldi ben 'kendimi evde gibi hissettim' derken aynı anda o da. Bana döndü canım denedik biz burayı seviyoruz zaten fiyatlar da farklı değil biz yine AH cı olalım dedi.Çok güldük yol boyunca.
Dip not: Balım boracığıma söyle ingilizce böyle gülünüyor :)

Resimdeki pasta Debbie'e Brown dan mouse house.

12 Eki 2008

Kay öteye misafirim var!!!!

Gönderen Nane Şekeri zaman: Pazar, Ekim 12, 2008 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Bugün misafirim var. Son dakika misafiri aslında Pazar günleri misafir olayına (hem misafir olmaya hemde misafir etmeye) toptan karşıyım.Ertesi gün iş güç Pazartesi sendromumu yaşıycam.
Çocukluktan kalma alışkanlığım banyamu yapıcam. Dinlenicem kardeşim.
Eşimin ailesi araba ile İspanya'ya tatile gittiler.Dönüşte Eindhoven'dan geçicekler.Eşim bana söylemesede onları özlüyor. Dün onları arayıp konuşunca bana 'annemler burdan geçiceklermiş davet ediyim mi ? Yemek yapabilir miyiz ? diye sorunca.'Ne demek sorman bile ayıp davet et ayarlarız birşeyler ' dedim. Bazen melek miyim neyim anlamıyorum ... İşin şakası tabi. Sonra eşim bana 'aileye bakışımız ne farklı' dedi. 'sen hiç tereddütsüz davet et ' dedin bende 'benim ailem geçicek olsa bende davet ederdim canım ne farkı var'dedim. Bazen cidden üzülüyorum bu kadar mesafeli olmalarına. Bazen de işime gelmiyor değil.
Şimdi kahvaltı öncesi banyomu yapmış olan biri olarak hışımla mutfağa daldım. Kabak çorbam, tavukların içine saracağim kuşkonmazlarım ve kurutulmuş domateslerim,ev yapımı sarımsaklı fesleğenli tavuk marinem,salatam,yemek sonrasında servis edeceğim tiramüsum-umarım doğru yazmışımdır- hazır. Ara verdim. Ev toparlamaya girişmem,Patlıcan salatamın son rötüşunu yapmam,püre ve amerikn salatası için malzeme haşlamam lazım.
Dün şeker hamuru ile 'cadılar bayramı' temalı figürler yaptım.En kısa zamanda resimleri ekliyeceğim.

10 Eki 2008

Son Istanbul Kacamagimiz

Gönderen Nane Şekeri zaman: Cuma, Ekim 10, 2008 2 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Evet, ne kadar “tembel” deseniz haklisiniz. Uzerinden 1 ay gecmis Nane Sekeri simdi yaziyor son ziyareti. Kusuruma bakmayin.

Agustosun 23 unde Istanbul’a gittim(geldim olmaz herhalde) esim benden bir hafta sonra katildi bize.

Ne cok ozlemisim ailemi dile kolay 9 aydir gorusmemisiz.Annem beni goz yaslari ile karsiladi.Icim burkuldu ama ne yaparsin.Durum bunu gerektiriyordu. Anne tarafinda herkesi ayni sofraya toplamayi basarmisti annem.Baba tarafimdan herkes tatildeydi L Ne amcalarimi,ne halalarimi nede kuzenlerimi gorebildim o taraftan .

Ruya gibi 2 hafta gecirdim. Bol bol gezdik.Disim ariza cikarmamis olsaydi daha da gezerdik ama.2 Hafta boyunca discime tasindim.

Saolsunlar tum takim o kadar isi 2 haftada bitirdi. Agrisiz sizisiz. Benim fobimdi disci. Taki kizkardesim simdiki dis hekimimizde tedavi gorup bize tavsiye edene kadar.Bende arkadaslarima tavsiye ettim.Ciddi rakamlar olmasina ragmen simdiye kadar cok sukur giden memnun kaldi.

Boncugum kiz gecesi duzenledi. Kankam Kiyoki,Tubim,kuzenim Muju ve kardesim Dido cocuklari unutmayalim Bora ve Chris.

Oyle iyi geldi ki anlatamam. Ne ozlemisim kizlari.

Birgunde Dido ile alisveris yaptik oda guzeldi valla.Eve bir kac esya aldik.Alisveris arkadasim olarak Bora’yi istedim.Zira kendisi ile bir havlu muabbetimiz oldu gulmekten bayilirsiniz. Ben minik el havlularini severim. Tepe Home’da kenarli isli havlulari buldum.Didem telefonla konusuyor,bu da benim yanimda duruyor. Bora dedim ‘bu havlular nerde goruyormusun?’.Bu bakindi buldu “Ben bunlari begendim sence’ dedim bana “bende sunlarida begendim bence hepsini al teyze’ dedi.Oohhh be dunya varmis..’ annen olsa Bora bana aldirmazdi bundan sonra sen benimle gel beraber alisveris yapalim cok zevkli bir alisveris arkadasisin’diyince bu ‘ Olurrr.’ Dedi.

Dideme anlatinca beni satiyor musunuz diye takiliyor bundan ses yok sahiden saticisin Boracim.

Birde yemek kitabi maceram oldu.Kitapciya gittik ben kitap aliyorum bu kosarak geldi “anne bu kitabi alabiler miyiz?’ didem “ Boracim bu hafta ise gidemedim o yuzden paramiz yok gelecek hafta calisip para kazanayim bakariz’ dedi bu “peki” deyip aldigi kitabi yerine birakti.

Ben dahil annem Ayse hepimiz “Didem valla senin otoriteni sarsmamak icin kendimizi zor tuttuk nasil kuzu gibi tamam dedi” diyince Didem “bana da zor geliyor ama alissin istemiyorum” dedi o zaman kardesim gozumde biraz daha buyudu.Borayi cok guzel yetistirdi.Cok taktir ediyorum.

Annemin tavsiyesi uzerine IsBankasi Yayinlarinin cikardigi “ Dunyanin en guzel kurabiyeleri” ve “Dunyanin en guzel tatlilari” ni satin alirken “Italyan yemeklerinide” aldim ayni yerden. Annemde Boraya puzzle li kitap. Bayildik kitaba neler cikmis diyo insan.


Boranin heryere goturulen “Tubitak” kitaplari da gercekten cok hosuma gitti.Bora oradan bir suru seyi bize anlatti.Anlamasa bile Edward’a bile acikladi,gosterdi,yorumladi.

Aldigim kitaplardan biride zeyanin sayfasinda gordugum Zeynep Tunuslu’nun “13” adli kitabi idi. Zevkle okudum Zeyacim.

Su ara Murathan Mungan’in “Kullanilmis Biletler” adli kitabini okuyorum. Basta hosuma gitti hatirladigim filmler yorumlar vs simdi biraz agir geldi acikcasi cok tekniksellesti.Bitiriyim yeni bir kitaba baslamak istiyorum.



Disci randevularimin arasina kisa sehir turlari,iftar yemekleri,alisveris sigdirmayi basardim.puffff..Masaj bile yaptirdim dusunun yani.

Ilk kez Sehir Hatlarinin “ Bogaz Gezisine” katildik.Edward’I gezdirme faaliyetlerimiz arasinda.

Cok memnun kaldim diyebilirim. Anadolu Kavagi’nda inip ‘Yoros Kalesi’ne ciktik.ciktik derken bir vasita filan soz konusu degil o sicakta tirmandik o kadar yolu,ben iflas ettim ham obez vucut.Boranin giki bile cikmadan kendi basina yurudu,o yokusu annesinin elini tutarak sizlanmayarak kucak istemiyerek cikti yavrum.Donus yolunda pestil uyudu annesinin kucaginda.Ufak bir kazasi oldu kuzumun onun disinda keyfi iyiydi.

Bir gun cok sicak evdeyiz.Edward ile ikisi icerki odada top oynuyorlar vakit epey gecti bu hic yanimiza gelmeyince dido iceri gidip “tuvalet” hatirlatmasi yapti. Dondu guluyor ‘benim oglan edward’a derdini anlatmis tuvalet ihtayicini gidermis’ dedi. Hepimiz sasirdik sira esim Turkce bilmiyor bu ingilizce tarzanca anlasmislar.Aksam ben esime sordum nasil anlasabildiniz mi diye.Evet cok eglendim Bora ile dedi.

Tuvalte gitmek istedi beni aldi pantalonumu ac diye gostermis halletmisler.Ellerini bile yikamislar.Taktir ettim acikcasi.

Esim simdi Turkce ogreniyor ve zevkleniyor Borayla konusabilecek diye.Bora’yi daha annesinin karnindayken ultrason goruntusunden biliyor.Ve onu cok sever.

Bir gezimizde ‘Istinye Park’ a idi.Edward meshur TOMTOM’u kurdu.Bizi tam onune cikarti o guzel alet. Ama bir ara odum koptu,dar sokaklar mi dersiniz toprak yol mu hepsinden gecirdi megerse-kisa yolu-secmis.Kiz kardesim istiyor kendisine bir Tomtom.

Iftar yemeklerini unutmamak lazim.Teyzem ve Fatma yengem dokturmuslerdi

Donusumuz 2 kilo artiyladi.Kendilerine katkilarindan dolayi tesekkur ederiz.

Donusumuz herzamanki gibi muhtesem oldu 60.4 kg 2 bavul 2 el cantasi.Allahtan Pegasus ile ucuyordukta hakkimiz kisi basi 30 kg.



Sizi resimlerle basbasa birakiyorum.

İstanbul Kacamagimiz

7 Eki 2008

Amstelveen izlenimleri

Gönderen Nane Şekeri zaman: Salı, Ekim 07, 2008 6 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
Ev arayışındayız.İçimize sinecek içine girer girmez evet bu ev diyeceğimiz cinsten.Geçtiğimiz hafta sonu 'open huis' günü -Açık ev- günü vardı.Beğendiğimiz evleri sıraladık.Sevgili eşim 4 en fazla 5 ev görebiliriz süre kısıtlı dedi demesine de yine ekstradan bir beş ev daha koydu kenara.
Biz kalabalık olur diye düşünmemize rağmen 11.00-15.00 arasında süren bu etkinlikte evlere ilk giden hep biz olduk.Son eve vardığımızda 15 dakika vardı.o seçilen 5 evin üzerine evi daha gördük.
Sonuç mu müthiş bir hayal kırıklığı. Kiminin içerisi felaket kimisi küçük mutfak ve banyolara değinmiyorum bile.Son girdiğimiz evin içi muhteşemdi. Ama çevresinde apartmanlar.Sevimsizdi anlıyacağınız bahçe minnacık.Kendi evimiz sevimli geldi desem yalan olmaz.O evlerin yanında bizim kibrit kutusu saray gibi geldi bana :)
Başımızdan geçen bir konuşma ' Mutfağınız çok küçük?' diye sorduk ev sahibine cevap biz 'iki kişiyiz yetiyor.Ayrıca mutfağı genişletebilirsiniz'.Salona geçiyoruz bize bahçeyi gösterip ki cidden çok büyük ve güzel bir bahçe idi ' buraya kadar uzatabilirsiniz salonu yada garajı salona ekliyebilirsiniz.' bitti mi sandınız yanıldınız. Yukarı kata çıkınca harap bir halde banyo 'bize yetti siz yerden ısıtma yapıp küveti kaldırabilirsiniz.' yatak odasına giriyoruz tek yatak var hemen 'yan komşularımız burayı uzattılar uzatılınca oda büyür'. Daha sonraevin çevresini gösterdi vebeyefendiden ayrıldık.Eşim bana 'yapılacak bu kadarçok şey varken bu fiyat abartılmış . Bu fiyatı verirken bunları yapmış olması lazımdı 'dedi.
Bakalım bizimde sıramız gelir diyorum.Kısmet diyelim.

30 Eyl 2008

Gönderen Nane Şekeri zaman: Salı, Eylül 30, 2008 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar
 

Nane Şekeri Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | Illustration by Enakei | Gossip Celebrity